Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
Y. Mimar ERCAN EVREN
DUAYEN
mail_outline : erevren1932@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

06.04.2020

Okunma Sayısı

962

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Sevmek Katlanmaktır

 

Rahmetli babam veteriner olduğu için midir nedir? oldum olası hayvanları çok severim. Çocukluğumuzdan beri hayvanlarla hep iç içe olduk. Babam görev icabı köylere kasabalara giderken beni de yanına alırdı. Koyunlar, inekler, atlar tedavi edilir, toplu aşılar yapılırdı. Ben de yavruları sever çevrede oynardım. Bu vesile ile hem misafirperver Anadolu insanını hem de hayvan yaşamını tanımış oldum. Atlar ve eşekler favorimdi. Haralarda Türkiye’nin en seçme atlarına binmek imkânını elde ettim. At insan ilişkisi ayrı bir güzellik taşır. Evde ise her zaman tavuklarımız, ördeklerimiz, kedilerimiz ve köpeklerimiz oldu. Annem titiz bir kadın olduğu için evde hayvan bakmayı pek istemezdi. Çok şükür, genellikle bahçeli evlerimiz olduğu için hayvanları bahçede besler ve severdik. Kendi evimiz olduktan sonra da bu yakın ilişki devam etti. Evcil hayvan besleyenler bunun ne kadar zor bir iş olduğunu bilirler. Beslenmeleri, temizlikleri, hastalıkları insanı fazlası ile meşgul eder. Onları bırakıp seyahate çıkamazsınız,  onları başka canlılara karşı korumanız gerekir, tıraşını banyosunu yaptırmak zorundasınızdır. İnsan acaba bu kadar eziyete niye katlanır? …Sevdiği için. Çocuklarımız da öyle değil mi? Evlat Sevgisi olmasa onların kahırları hiç çekilir miydi?

Yaşlılık günlerimizi; geniş balkonu olan, küçük bir çatı dairesinde geçiriyoruz. En büyük zevkimiz sabahları kumruların balkonda yem yemelerini seyretmek. Kumrular, güvercinler gibi pek evcil değiller. En ufak bir hareketle hemen uçuverirler. Onları kaçırmamak için azami gayreti göstermemiz gerekiyor. Kumrular seviştikleri kadar aynı zamanda aralarında çok kavga eden kuşlar. Hele bazı despotların kabararak diğerlerinin üstüne yürüdüğünü ve koca bir gruba hükmettiğini görürsünüz. Her şey güzel de balkonun her tarafı kuş dışkısı ile doldu. Geçen gün balkonda çalışırken birisi başıma sıçmaz mı? Hani, ağaç altında otursanız bu başınıza gelebilir ama uçarken; sanki kastetmiş gibi, bunu yaparlarsa insan çıldırıyor. Bütün bunlara onları çok sevdiğimiz için katlanıyoruz. Bazen evin içine giriyorlar ve çıkmak için çılgınca camlara çarpıyorlar. Ben onları büyük bir ustalıkla incitmeden yakalıyorum ve pencereden dışarı salıveriyorum. Onların küçük, hafif ve yumuşak bedenlerini birkaç dakika elimde tutmanın ve korkuyla hızlı atan kalp vuruşlarını hissetmenin hazzını size anlatamam.

Bu yazıyı yazmama sebep, yönetimin asansöre astığı bir bildiri oldu. Meğer o masum zannettiğimiz kediler, ne kadar zararlı hayvanlarmış da haberimiz yokmuş. Mamalarını ortalık yerlere saçarak etrafı kirletiyorlarmış. Geceleri, merdiven lambalarını (sensörler nedeni ile) devamlı olarak açık bırakmaları affedilir bir suç değilmiş. Kediden köpekten virüs geçtiği pek görülmemiş ama olsun; hele bu günlerde, hijyene ve temizliğe dikkat etmemiz gerekiyormuş. Hele hele arabalarımıza verdikleri zararları kabullenmek hiç mümkün değilmiş.  Doğru, kediler kışın ısınan motor kaputu üstünde uyumayı çok seviyorlar. Hazretlerin Seçtikleri arabalar da ya Porche ya BMW… İşin en vahimi de çoğalıyor olmaları. Sayın yöneticilerimiz kedileri; evcil hayvanların doğal ortamda yaşayamadıklarını bildikleri halde, Belediye barınağına, doğaya bırakacaklarmış. Böylece bu sorundan İnşallah kurtulacağız.

Bizim kedilerimiz belki dünyanın en güzel kedileridir. Ben kedileri; rast gelirsem, gıdıklarını kaşıyarak severim. Nasıl hoşlarına gider, insana nasıl sokulurlar seyretmeye doyum olmaz. Hamile hele anne olmuş kedilerin güzelliği inanılmazdır. Bu her halde yaratıcının; bu önemli görevi yerine getirdiği için, tüm dişi canlılara verdiği bir nimet.  Kısırlaştırılmış hayvanlarda bu güzelliği hiç göremezsiniz. Modern dünyada zaten neyin tadı, güzelliği kaldı ki?

Bu vesile ile yöneticilerimize iki söz daha söylemek istiyorum. Bizde yöneticiler; devlet başkanları buna dâhil, her şeyi bildiklerini zannederler ve üstlerine vazife olmayan işleri faaliyet olarak yapmaya kalkarlar. Mimarlık, peyzaj işleri bunların başında gelir. Üstelik bunu yapanlar genellikle yüksek tahsil yapmış kişilerdir. Bazen hiçbir şey yapmamak yapmaktan daha hayırlıdır ve güzeldir.    

MAKALE Yorumları