Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
iBRAHİM UYSAL
ANKARA'DAN
mail_outline : ibrahimuysal.ant@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

13.09.2020

Okunma Sayısı

3596

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Önce Gençliği, sonra Ülkeyi mahvettin

Gerçekten Servet Kocakaya'nın dizlerinde ki gibi "Acılar bizi tez büyüttü". "Genç olmuşuz, ne fayda!.." Dertlendiğimiz bazı zamanlar insan dalıp gidiyor işte böyle. İçimizde hiç bitmeyen dert ve acı ise, 12 EYLÜL. Önce 1980'den başladığını sanmıştık ama değil.

--"Sağ-Sol Çatışması" ne güzel bahane ya.

--Amerika'da Kızılderililer, Afrika'da Afrika yerlileri, Asya'da ve dünyanın dört bir yanında ezilen, sömürülen halklar ne güzel söylemişler, ne güzel eylemişler.

--Bir Kızılderili atasözü: "Bir suda/derede iki balık kavga ediyorsa oradan beş dakika önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir!" diye.

--Ülkemizde de, 1945'lerden sonra ne tür melanet olmuş ve olacak ise, maalesef altından Amerikan Emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri çıkar. Neden?

--Yanıtı çok basit.

--Kapitalizm için Dünya, "para para para" demek. Bu da sömürü ile mümkündür. İnsanların emeklerini, ülkelerin doğal kaynaklarını sömüreceksin, bunun için de, en önce, önünde ki engelleri temizleyeceksin.

--Emperyalizmin, Türkiye'deki önündeki engel neydi, peki?

--Atatürk Cumhuriyeti, Devleti, Sanayisi ve Kurumları. Gayet basit.

--Bunları "ha deyince" ortadan kaldırabilir misin? Ne gezer.

--O zaman çözüm basitti. Yine İngilizlerin Orta Doğu için söyledikleri bir söz, tavsiye, öneri vardır.

--"İt'i, İt'e kırdıracaksın!.."

--Ülkede yapılan 12 mart 1971 Askeri Darbesinin gerekçeleri, tüm dünyada uyanışa geçen 68 Gençliğinin özgürlükçü ve anti-emperyalist tavrı Türkiye'de de taraftar bulmuş ve 68 GENÇLİĞİ diye Devrimci, Anti-Emperyalist gençlik ve etkilediği kesimler olmuştu.

--12 Mart'ta bu ateşin söndürülmesi gerekiyordu ve söndürüldü. Ya da öyle sanıldı. 1973 seçimleri gösterdi ki, durum hiç de öyle değil. Halk, Sendikalar, öğrenci gençliği herkes ayakta ve sokakta.

--Buna bir "dur demek" gerekti. Ki, bu da onlar için biraz sıkıntılı ama sorun değildi. "Derenin taşıyla, derenin kuşunu vurmağa" kalmıştı iş. Ve onlarda, bu ülkenin gençliğini ve sosyal kesimlerini çatışıyormuş gibi göstermek, o konuma getirmek gerekti.

--Hoş, bazı aklı evvelere bugün bile bakar iseniz, "neydi o, kardeşin kardeşi öldürdüğü yıllar" derken, 11 Eylül 1980 günboyu yapılan hazırlıklar, 12 Eylül 1980'nin ilk saatlerinde de sürmüş ve gece yarısı 03.00'de darbe bildirisi, halka Ankara Radyosundan duyuruluyordu.

--Aynı anda, tabi Bizde şafak atmamışken, Amerika günün ortasına gelmiştir ve yaşanılanlar yıllar sonra, İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin, 2011 yılında Bilgi Edinme Yasası kapsamında yapılan bir başvuru üzerine, gizliliği kaldırılan "12 EYLÜL CUNTA DARBESİ"ne ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerini, üç günlük bir yazı dizisi ile yayınlıyor.

--Bir çok yerde de bu söz ve belgeler var ama, hala birileri "sağ-sol kavgası" diye martaval okuduğu için ben onlara ingiliz belgeleri ile sesleneyim. Mulum, onlar için "asılacaksan bile, ingiliz ipiyle asılmak evladır".

--12 Eylül Askeri Darbesini, 1970’li yılların CIA’nin Türkiye Şefi olan Paul Henze, ABD Başkanı Jimmy Carter’a “[Y]Our Boys have done it" (Seninkiler yaptı/Bizim Çocuklar işi bitirdi) bizim çocuklar başardı” diye haber vermişti.

--Hemen ardında da, darbeciler, "NATO ve bütün batı ittifaklarına bağlılıklarını" bildirmişlerdir.

--Peki, iyi de bu darbe Amerika, batı ve Emperyalizm için ne anlam taşıyordu ve gerekliydi.

--Emperyalistler açısından Uzun vadeli sorun Atatürk Cumhuriyeti ve Devletiydi. Olabildiğince Laik ve anti-emperyalist bir cizgisi vardı devletin ve kurumlarının. Devletin sanayisi ve ticari kurumları (Sümerbank, Etibank, PTT gibi) vardı. Bu ise, Emperyalizmin özüne tersdi. Acilen "halledilmesi", ortadan kaldırılması gerekiyordu.

--Demirel Başbakanlığında ki Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti(43) tarafından 24 Ocak 1980 tarihinde ekonomik ve siyasi yapısal dönüşümleri içeren bir EKONOMİK İSTİKRAR programı, Başbakanlık Müsteşarlığına getirilen Turgut Özal tarafından kısa sürede hazırlanmış ve 24 Ocak 1980'de kamuoyuna açıklanmıştı.

--Devletin elinde ne var ise satışını sağlayan, sosyal devleti ortadan kaldıracak uygulamalara izin veren bu sürecin olağan şartlarda yürütülmesi mümkün değildi.

--Sendikalar, halk kesimleri ve siyasiler bu konularda duyarlı ve örgütlüydü. O yüzden bu direncin kırılması, yok edilmesi gerekliydi.

--Uluslararası boyutta ise, "Albaylar Cuntası" darbesi ile Yunanistan NATO'dan çıkmış, ama artık batının Yunanistana NATO'da ihtiyaci vardı, biran önce dönmesi gerekti. Ve "tak" paşama emredilecek, o da, "pat" diye Yunanistan'ı NATO'ya alacaktı. Ne karşılığı?

--Sorabilen varsa o dorsun bana ne? Siz, bugün NATO'nun Ege ve Akdenizde kimin için ter döktüğüne bir bakın da, bu sürece ülke çıkarını "babasının malıymış gibi" satanlara iyi bakın.

--1979 İran İslam Devrimi ve aynı yıl Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesi, Türkiye'nin zapturapt altına alınmasını gerektiriyordu.

--Lafı daha fazla uzatıp 12 Eylül'den söz etmek istemiyorum. Bugün yaşananlardan mutlu ve mes'ut iseniz 12 Eylül iyidir.

--Yok mutsuz iseniz de, bu yaşadıklarınızın sebebi ise "12 Eylül"dür.

--UNESCO'nun 2010 yılında "Yaşayan İnsan Hazinesi" olarak ilan ettiği Veli AYKUT ( Dertli Divani)nin dizeleri ile sözümü tamamlasan iyi olacak. Yoksa, şimdi yaşanan acılara gireceğim.

--"Yaşanılası dünyanın/ Ne tadı ne tuzu kaldı

Ömür denen şu zamanın/ Çoğu gitti azı kaldı

--Çalışmadan yiyenlerin/ --Derimizi giyenlerin

--Nice benim diyenlerin/ --Ne izi ne tozu kaldı

Çürük ökçe yırtık taban/ Kurdu kuşu ettik çoban

Gariban daha da gariban/ Ne çulu ne bezi kaldı

--BİZDEN GEÇİNEN KALLEŞLER/ --Döner geri bizi taşlar

--Sıvıştı yaren yoldaşlar/ --Ne sözü ne özü kaldı"

MAKALE Yorumları