Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
Y. Mimar ERCAN EVREN
DUAYEN
mail_outline : erevren1932@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

19.01.2020

Okunma Sayısı

688

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Mimarlar ve Mühendisler

Antalyabugun’de yazmaya başlayalı bir yıl olmuş. Altmışa yakın makale. İçinde tekrarlar olsa da yine de bir başarı sayılır.   Tanrıya bana bu gücü verdiği için şükür, sevgili Erdoğan’a da imkân sağladığı için teşekkür ediyorum.

General De Gaul’ ün 1959 senesinde Fransa Cumhurbaşkanı olduğu zaman söylediği bir sözü hiç unutmam. De Gaul şöyle demişti: “ İlk önce kadroları kurmak lazım”. Bir ülkede kadrolar iyi olmaz ise o ülkede işlerin iyi gitmesi biraz zorlaşır. Liyakat başlıklı yazımda bu konuya değinmiştim ama biraz daha üstünde durmak istiyorum.

Türkiye; gerek kamu gerek özel sektör tarafından yapılsın, inşaatın çok olduğu bir ülke. Eğer iyi yapılsaydı Türkiye mimari şaheserler ülkesi olurdu. Ama şimdi ülkenin; çirkin yapılarla, bir çöplük haline geldiğini görüyoruz.

Ana konuya geçmeden önce bizde yanlış algılanan birkaç kavramdan söz etmek istiyorum.

  • Mimarlar bir sanat insanı olarak değil de bir inşaat insanı olarak tanınır.
  • Aynı okulu bitiren meslek adamlarının aynı performansı göstereceği sanılır
  • Tekniğe sanattan daha çok önem verilir.
Mimarlar her şeyden önce sanatkârdır. Mimari, hem de müzik gibi soyut bir sanattır. Heykeltıraş mermerden, ressam boyadan ne kadar anlarsa mimar da inşaattan o kadar anlar. Bir bina önce tasarlanır sonra teknik hesapları yapılır ve inşa edilir. Tasarlama işini mimarlar yapar, ondan sonra gelen hesap işlerini de mühendisler yapar. Mühendisler fakültelerinde mimariye ve estetiğe dair hiçbir ders görmezler. Bir binanın hesaplarını yapabilmek o binayı tasarlayabileceği anlamına gelmez. Tabii en cahil adam bile plan çizebilir ve proje yaptığını iddia edebilir. Ama bunlar mimari kavramların dışında olur. Halk özellikle inşaat mühendislerinin tasarlama yaptıklarını düşünmektedir. Maalesef inşaat mühendisleri arasında buna katılan pek çok kişi de vardır.

Bir mimarı eleştirince hemen “Siz aynı okuldan mezun değil misiniz?” diye sorarlar. Mimarlık bilgi kadar yetenek de ister. Aynı okuldan değil aynı sınıftan mezun olan mimarlar arasında bile fark olur. İyi mimar enderdir ve oldukça zor bulunur.  Aslında bu bütün mesleklerde de böyledir. Sanatla ilgili mesleklerde ise yetenek daha da önem kazanır.

Teknik konular elle tutulan gözle görülen hususlardır. Halk onun için tekniği daha çok önemser. Sanatı anlamak daha zordur. Teknik herkes için birken sanat şahıslara göre de değişir. Hele Türkiye gibi sanat alanında geri olan ülkelerde estetiğin ve tasarımın hiçbir değeri yoktur.

Bu kadar sözden sonra size iki örnek vermek istiyorum. Türkiye’de çok vahim iki hızlı tren kazası oldu. Onlarca vatandaşımızı kaybettik. Trakya’daki kaza tamamen bir mühendislik hatasıydı. Ankara’daki ise bir ehliyetsizlik sonucu meydana geldi. Elektronik makaslama eğitimi almamış birisini elektronik makasın başına korsanız, sonuç bu olur.

Şimdi de İsterseniz, Türkiye’nin en çok inşaat yapan kurumu olan TOKİ’ nin yönetim kadrosuna bir göz atalım:

Genel Md. Ömer BULUT inşaat müh. (ODTÜ)

Genel Md. Yd. Orhan YÜCE inşaat Müh. (KTÜ)

Ömer Faruk KARABAYIR inşaat müh. (AÜ)

Levent SUNGUR inşaat müh. (ODTÜ)

Hakan Akbulut Kamu yönetimi (UÜ)

Dursun BAŞTÜRK haritacı(İTÜ- Jeodezi ve Fotogrametri)

Bunların içinde bir tane bile mimar veya şehirci olmaması sizce tuhaf değil mi? Mimarlık ve şehircilik eğitimi almayan bu insanlar nasıl akıllı şehirleri inşa edecekler? Sayın Cumhurbaşkanımız “çok güzel” şehirler olacak diyor”. Neye göre güzel? Yapılan camiler, tip okullar ve adalet sarayları gibi olmayacağı ne malum. İstanbul’da olduğu gibi iş bittikten sonra “Hata yapmışız” demeleri mümkün. Yüklenicilerin; söylenenlere hiç uymayan, simülasyonlarını gösterip sonra özür dileyenlerin inşaatlar bitince de özür dilemeyeceğini nereden bileceğiz? Bu kadar önemli bir projenin bir müellifi var mı?  Yoksa TOKİ deki mühendisler ve yeni yetme mimarlar mı projeleri yapacak? Sorular çok…..

Devletle Mimar ve Şehirciler Odalarının arasındaki davaların oldukça kabarık olduğunu biliyoruz. Ama yine de bu önemli şehirlerin projeleri mimarlar ve şehircilerin bulunduğu bürolar arasında yapılacak yarışmalar ile elde edilse daha iyi olmaz mı?    

Galiba, De Gaul çok haklı “ilk önce kadroları kurmak lazım.”

MAKALE Yorumları