Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
iBRAHİM UYSAL
ANKARA'DAN
mail_outline : ibrahimuysal.ant@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

28.08.2019

Okunma Sayısı

1976

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Keşke değişip, dönüşmeseydik!..

Siyasetin "s" ile ortaokul-lise yıllarında tanışmıştım. Her şeyin siyaset ile ilgisinin olduğu, yaşamın siyasi tercihler ile yönlendirilip yaşanacağı ve güzel olacağı bilinci verilmişti.
--Ve yaşamımızı da ona göre bir etik içinde yaşadık. 
--İlk olarak bu ülkenin yurttaşı idik ve buda bir sorumluluk gerektiriyordu, o sorumluluğu da sonuna kadar yerine getirdik.
--itilip kakılmayı öğrendik.
--Sonra, cop, dipçik ile tanıştık.
--İhbarlar ile yaz sıcaklarında cezaevleri günlerimiz oldu.
--Ama ilkelerimiz ve inancımız vardı. bu ülkenin güzel günlerine inanıyor ve buna da katkı koymayı düşlüyorduk.
--Okur iken, çalışır iken, askerde her yerde hep sorumluluk bizde idi. Dayımız yoktu, başaracağımız her şey için çok ama çok emek harcamak zorundaydık.
--Her şeyi de gereği gibi yaptık, yaşamayı ve başarmayı başardık.
--Oh be artık siyasi olarak her şeyi düzelebileceğiz derken, bir de baktık ki siyasette bozulmuş.
--Meğerse bozulma bir süreç imiş. 
--İnsanın mayası ne zaman bozulmuş diye baktım, çok ama çok eskilere gidiyor.
--Keşke evrimleşmeseydik. Keşke keşke çevreyi, doğayı bozmasaydık. 
--Ama yapacak bir şey yokmuş. 
--Her çevrenin bir ekolojik dengesi, bir yaşama sınırı varmış. Savaşlar, fetihler, göçler; acı ama gerçek olarak hep insanın, insanlığın yeni gereksinimleri içinmiş.
--Ata sporumuz güreşi bile Orta Asya steplerinden getirmişiz ama "er meydanı" denilen meydanlarda, şerlere kurban etmişiz. 
--Yiğitlik, yürek, bilek isterken, bir de baktık ki, onun bunun adamlığına kalmış, yiğitlik.
--Anladım ki 16 yy'da yaşayan Köroğlu'nun dediği gibi, meğer "Tüfek icat olunca, mertlik bozulmuş".
--Oktay Akbal bile "önce ekmeklerin bozulduğunu" 1940'larda fark etmiş. 
--M.Ö 200'lerde yaşayan Kartaca Komutanı Hannibal ise Kuzey Afrika'dan çıkıp Alpleri fetih etmeye kalkınca, filleri ile sıkıştığı dağlarda, "çıkşı yok" diyen komutanlarına, "ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız" diyeli, iki bin yılı aşkın bir zaman olsa da, artık insan ve insanlık bambaşka bir şey olmuş çıkmış..
--İnsan, birey oluyorum, gelişiyorum derken bireysel olmuş çıkıvermiş; Kişi oluyorum derken bozulmuş, kişiliksiz oluvermiş çıkmış.
--Atatürk'ün "ULUSLAŞMA" projesi, bu toprakların insanını bir potada toplamaya çalışsa da, 12 Eylül 1980, her şey gibi bu Ülkenin ekonomisini ve insanını bozmuştur.
--İdeolojiler "tu kaka" yapılmış, ekonomide ve kalkınmada planlı dönemler ile dalga geçilmiştir.
--2000'lerde, MİLENYUM çağına gelince, her şey çığırından çıkmış ve KURALSIZLIK KURAL olmuştur.
--Kapitalizmin o ünlü kuralı ülkemizde de uygulamaya konulmuş ve teşvik edilip, "BIRAKINIZ YAPSINLAR, BIRAKINIZ ETSİNLER" felsefesi günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir.
--Eskiden şeriat bir ekmek bile çalanın kolunu keserken, günün şeriatı, komisyonunu verir isen masumiyet fetvası bile veriyor olmuş.
--En dik adamlar sol, demokratlar iken, Yaşar Kemalin dediği gibi "“O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittikten sonra, bizler de Demirin tuncuna, insanın piçine kalmışız.”da yeni yeni haberimiz oluyor.
--Demokrat olmak,bir nitelik ister. Bedel ödemeye gönüllülük ister. Demokratlar, alınıp satılmaz, eğilip bükülmezler. DOĞRU, DOSDOĞRU VE DİMDİKTİRLER. Ama artık, onlarda düzene ayak uydurup, sistemden beslenmeyi yeğler olmuşlar, adamının adamı, madamının madamı olup, onların tetektikçiliğini yapar olmuşlar. 
--Bir avuç dürüst, alınıp satılmayan Aydın ise, kendi emeği ile üretmeye ve ONURLU yaşamaya ÇALIŞMAKTADIR.
--Bir ülkende her şey bozulur, her şey bu kadar mı değişebilir Allah aşkına. 
--Gidilecek başka yer, onurlu yaşanacak başka toprak parçası yoktur. Kirlenmemiş aydınlara olan umdum her zaman filiz vermektedir. Adamların adamları görmezlikten gelse de, duymazlıktan gelse de, Onurlu yaşamak sanattır, yaşamaktır.
--Hatta, iki kelam küfür sallamak bile bir erdem ister.
--Günümüzde "ONUR, BİR KADEH VİSKİ/RAKI BİLE ETMESE DE", onurlu yaşamak, onun bunun adamı olmadan yaşamak bir matahtır. Hatta o kadar matahtır ki, Can Babanın (Yücel) söylediği dışında derdinizi anlatamazsınız.
--"Bana şiirlerinde küfür etme diyorlar, usulsüz. Lan bu kadar o... çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz."

MAKALE Yorumları