Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
AV. GÜRKUT ACAR
YAZI/YORUM
mail_outline :
Dinle

Yayın Tarihi

06.11.2020

Okunma Sayısı

4382

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Kentsel Dönüşüm

İzmir depreminin yaraları sarılmadan Türkiye’nin huzur bulması; İstanbul 1999 depreminden sonraki uykuya yeniden yatmak demektir.

Depremde evleri yıkılanlar ne yapacaklardır?

Nasıl yeniden bir ev sahibi olacaklardır?

Hem yakınlarını hem de evlerini ve tüm eşyalarını kaybeden, acılar içindeki insanları ferahlatan bir çözüm bulmak olanaklı değil midir?

Cumhurbaşkanı; yeni evlerin birkaç yıl içinde yapılacağını söyledi. Ancak bunun nerede, hangi koşullarla, kaç lira ödenerek yapılacağı konusunda kesin ve açık bir karar yok.

Yapılan açıklamalardan anlaşılan; bütün yükün, felakete uğrayan yurttaşların sırtına yükletileceği yolundadır.

Burada, “Kentsel Dönüşüm Yasası ne işe yarar?” sorusu akla geliyor.

Bildiğiniz gibi bu yasa ile çürük olduğu saptanan yapıların malikleri kendi aralarında anlaşarak –aynı imar durumuyla- yapıyı bizzat kendileri veya bir yükleniciyle anlaşarak, tüm giderleri ödemek suretiyle yapacaklardır. Devletin verdiği tek teşvik; yapım sürecinde başvuranlara ödenen kira yardımıdır.

Böylece bir apartmanda bağımsız bölüm sahibi olanlar daha önce satın aldıkları apartman dairesini, yeniden yaptırarak ikinci kez satın almış gibi olmaktadırlar.

Kentsel Dönüşüm Yasası’na göre çürük olduğu saptanan yapıların malikleri tarafından yıkılarak yeniden yaptırılmaması halinde; Bakanlığın talimatıyla, belediyeler tarafından zorla yıktırılarak, kat maliklerinin üçte ikisinin iradesine aykırı olarak ortak iradeyi kabul etmeyenlerin kat mülkiyetleri de kamulaştırılmak suretiyle sorun güya çözümleniyordu.

Bu uygulamanın insafla, adaletle bağdaşır yanı olmadığı kanısındayız.

Kentsel Dönüşüm Yasası, kat maliklerini ezen, yeni bir ev yaptırmaya gücü yetmeyen kat maliklerinin mülkiyet haklarını ihlal eden bir uygulamadır. Yasanın uygulaması; şehirleşmenin yarattığı değer artışının güçlülerin cebine akıtıldığı bir yeni yol olarak tarihteki yerini almıştır.

Bu nedenle 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” un yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Devlet çürük taşınmazları derhal boşaltıp; yapıların maliklerine kira bedellerini ödeyerek, eski yapıyı yıkıp yeni yapıyı kendisi yapmalıdır. Maliklere, yeni bağımsız bölümlerinin tesliminde başlamak kaydıyla, maliyet bedeli kadar kredi sağlamalı ve kira öder gibi uzun vadeli taksitlere bölmelidir.

Son on sekiz yıldır düşüncesizce yüksek faizle Londra Bankerlerinden alınan devlet borçları ve yandaşlara, cemaat ve tarikatlara sağlanan olağandışı ödemeler nedeniyle ekonomik çöküşte olduğumuz göz önünde tutularsa bu çözüm pek uygun görünmüyor.

O zaman başka bir yöntem uygulanmalıdır.

Bu da kentsel dönüşüme giren yapıların; maliyet bedelini karşılayacak jeolojik durumun uygunluğu oranında, kat artışı veya hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerde yeni alanlarda, yeni yerleşim yerlerinin oluşturulmasıdır.

Başka çözümler de bulunabilir.

Ancak bugün 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 16.05.2012 tarihinden bu yana sekiz yıllık uygulamasının hiçbir sorunu çözmediği kesin bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır.

 

MAKALE Yorumları