Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

02.04.2020

Okunma Sayısı

1388

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

İran Mitolojisinde Ateş

Taş ve demirin birbirlerine sürtünmesinden meydana çıkan kıvılcımla, “Ateş” oluşur. Yani inanışa göre, taşın da demirin de içinde Ateş vardır ve kutsaldır. Efesli Heraklid’e (M.Ö. 540-475) ilk ana madde ateştir.

Zerdüşt inancında, Tanrı Ahura Mazda’nın bir kızı vardır, adı Spendârmuz bir melektir, oğlunun adı ise Âzer İzzet’tir. Ehriman adlı bir de Şeytan vardır. Ahura Mazda’nın çocukları, Ehriman’la mücadele ederler. Ahura Mazda,  Zeus Baba Tanrı gibi evlenip, çocukları olabilen bir Tanrıdır. Ahura Mazda, Peygamber ilan ettiği Zerdüşt’le konuşurken, Ateşi diğer varlıklardan üstün yarattığını söyler. Ateş Tanrısal aydınlıktır ve kutsaldır. Hindu inancında Nirvana aydınlığa ulaşmaktır.

Firdevsi söyle der;

Tanrısal aydınlıktır bu,

Akıllı isen eğer, tapınmalı Ateşe

İran’da ateşe üç anlam yüklenmiştir.

1-Başlangıç ateşi, Ev Ateşi ocak.

2-Kötülüklerin temizlendiği devamlı yanan Ateş.

3-Meydanda yakılıp, halk topluluklarının eğlendiği Ateş.

Zerdüşt inancında Ateş kutsal ögedir. Ateş Tanrının gücünün işaretidir. Akdeniz çanağındaki Pagan tanrı inancında; tanrılar ateşi kullanırken yarı Tanrı Promete, Tanrılardan ateşi çalıp insanlara vermiştir. Ateşi çalan Promete baba tanrı Zeus tarafından cezalandırılmıştır. Ateş, Hint Avrupa dinlerince de kutsanmıştır.

 

Genceli Nizami:

“Sen verirsen ve sen çıkartırsan taşın kalbinden, yakut renkli ateşi ve ateş renkli yâkutu”

Yani Nizamiye göre her şey ateş, madde ateşe dönüşüyor. Ateş maddeye.  Ateşe en yoğun manevi hava İran ve Hindistan’da verilmiştir. Hindistan’da Ateş Tanrısı Agni önemli bir tanrıdır.

Zervanizm ile Zerdüstlüğü birleştiren Maniheizm’de de Ateşin önemi büyüktür. Sasanîler döneminde Mecusi inancı güçlüdür. İran’ın Ateş Tanrısı da vardır adı Atar.

Hindistan’daki Ateş Tanrısı Agni’ye benzer, temizleyici sayılan Ateş Tanrı Ahura Mazda’nın oğludur. Peygamber Zerdüşt, Ateşten meydana gelmiştir. Eski İran’da Ateşgede denilen tapınaklar vardır. Mimari şekli Kâbe gibidir. Devamlı sönmeyen ateşler yanardı içinde. Zerdüştlükte kötüler ateşte yakılarak cezalandırılır. İyiler Ahura Mazda katında cennette ödüllendirileceklerdir. Cennete geçmek için kutsal köprüyü geçmeleri gerek.  Sasanî sarayında ulusal birliğin sembolü ateş yanardı Hep. İran’da Ateş Tanrılık göstergesi alev Tanrının gücünü ifade eder. Sonsuz ateş Ahura Mazda’dır. Ateş bütün varlıkların bünyesinde olan güçtür.

 

AVESTA

Hac suresinin 17.nci ayetinde Mecusilerden söz edilir. Gata Avesta’nın birinci bölümüdür. Zerdüştlerce kutsal sayılan Avesta gataların toplamı olan bir kitaptır. Avesta Fars mitolojisinin en temel kaynağıdır. İran’ın doğu bölgelerine ait bir dil ile yazılmıştır. Bu dile Avesta dili denir. Avesta’nın en önemli bölümleri yaştlar’dır. Yaştlar İranlıların, Zerdüşt öncesi Tanrılarına yaptıkları ilahiler ve dualardır.

Avesta’nın ilk bölümüne Vendidad denir. Ahura Mazda’nın yarattığı İran topraklarını anlatır. Bu toprakların Ehriman (Şeytan)tarafından nasıl kirletildiği anlatılır.

İkinci bölüm yer altındaki dünyayı anlatır. Bu bölümlerden daha eski devirlerden de dualar vardır. Bu dualar ve ilahiler İranlılar ve Hintlilerin henüz daha birbirlerinden ayrılmadıkları zamana aittir. M.Ö. 3500 yıllarından beri bölgede var olan Ahura Mazda inancına ait bulgular, Avestalarda yer almaktadır.   Zerdüştlük 3500 yılında Zerdüşt denilen bir adamın ortaya attığı tek Tanrılı bir din. Bu dinin doğmaları M.Ö. 583 yılında 77 yaşında ölen VI. Zerdüşt tarafından kaleme alınarak, Avesta adıyla bir din kitabı oluşturulmuştur.

Hindistan’dan Avrupa’ya kitle halindeki göç dalgalarının yarattığı acılar, Avestalar’da, Tanrısal dualar halinde dile getirilmiştir. Bu dile getirilişte O bölgedeki Tanrılar, Hakkında da bilgiler edinilir. Çingeneler bu devirlerde Hindistan’dan göç edip, Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa ve İspanya’ya kadar gelmişler. İspanya’da yerleştikleri yerden 500 yıl sonra sökülüp atılmış. İsyan ve şikâyet etmesinler diye konuşmaları yasaklanmıştır.  Konuşanlarının dilleri kesilerek öldürüldüğü o çağlarda, İspanyol çingene müziği doğmuştur. Flâmenko; elemli bir müziktir. Bu müzik türü şimdi İspanya’ya para yağdıran folklorik bir unsurdur.  Bu unsur Yahya Kemal’in kaleminden Endülüs’te Raks şiirinde dile gelmiştir:

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...

Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.

İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,

İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;

İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

 

Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,

Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

 

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir

İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.

 

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;

Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

 

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...

Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli...

 

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,

Her kalbi dolduran zile, her sineden: "Ole!"

 

dizeleriyle şiire dökülmüştür.

 

Yahudilik Hz. Musa’nın kurumlaştırdığı bir milli dindir. Mecusilik Zerdüşt adlı kişinin kurumlaştırdığı İran’a has milli bir dindir.

İskender işgalinden sonra İran da Sasanî imparatorluğu kuruldu. Bu imparatorlukta resmi din Mecusilikti.  Bu imparatorluk Roma ile dişe diş mücadele sonucunda zayıfladı. Hz. Ömer’in pençesine düştü Müslümanlaştı. Ama Müslümanlığı Mecusi anlayışıyla ruhlarında konumlandırdılar. Aslında İslami akidelerle Mecusi anlayışın benzerlikleri de vardı.

O yüzden İran’da İslam’ın yaygınlaşması zor olmadı. İbadet anlayışlarında bire bir yakın benzerlikler vardır.

Mesela; Zerdüşt namaza başlamadan önce ellerini ve ayaklarını yıkar, yani abdest alır. Başına takke veya başörtüsü geçirilir. Başın kapalı olması gerekir. Güneşe doğru dönülerek namaza başlanır. Namaz günde beş vakittir.  M.Ö. 2000 yıllarında Hz. İbrahim’le Urfa’da ortaya çıkıp, Hz. Musa ile şekillenen Yahudilik dininde de Namaz ve abdest vardır. Günde üç defa kılınır. Sabah, öğle, akşam. Kudüs’e dönülerek namaza durulur. Baş kapalı olmalıdır.

Süryani inancında da ibadetlerin başında namaz ve oruç gelir.

Hristiyanlığın başlangıcında da üç vakit namaz vardır. Kadınlar arka safta olur, başlar açık olmaz. Hristiyanlıkta namaz ibadetlerinin olduğunu Meryem suresi 19-31 ayetlerden anlıyoruz:

“Her nerde olursam olayım, beni mübarek kıldı.

Bana yaşadığım sürece namaz kılmamı, zekât vermemi emretti.”   Görüldüğü gibi iki dinde de benzerlik fazla, hatta Mecusi inancının peygamberi, Ardaviraf, Hz. Muhammed gibi Miraç’a çıkmıştır. Böyle inanır Zerdüştler.

                 ARDAVÎRÂF

Zerdüşt adlı bir kişi tarafından kurulan, Mecusiler diye adlandırılan İran’ın milli dini, M.Ö. 6 yüzyıldan M.S.7 yüzyıla, yani Arapların İran topraklarının yağmalanmasına kadar, kurallı bir şekilde yaşandı. İskender’le biraz sekteye uğramasına rağmen devam etti. İskender’in İran seferi dini olmadığından dini inançları yüzünden İranlılar eziyet görmedi.

Ancak Persepolis yani İran başkenti yağmalanıp yakıldığında bu dinin kaynakları da yok oldu.

Sonradan tekrar derlenip toparlandı. Hz. Ömer’in Kur’an’ı kerimi derleyip toplatması, yedi adet yazdırması gibi ( Prof. Dr. Hamidullah, İslam Peygamberi.

Mecusilik dünyanın en eski tek Tanrılı dinidir. Kitabı vardır Avesta.  Dini tebliğ eden Peygamberi vardır Zerdüşt, gökte Tanrısı vardır,  Ahura Mazda. Bu yönüyle tek Tanrılı dinlerin kuralları içindedir.

Türklerin imanî kıvılcımlarını simgeleyen kamlık(şamanlık) inancının peygamberi ve kitabı olmadığı için, din olarak kabul etmek gerçekçi olmaz. Zaten kamlık(şamanlık), Türklerin Tengricilik inancından sonra ithal ettikleri bir inanç sistemidir.

Mecusiler, öldükten sonra bedenin dirileceğine Tanrı Ahura Mazda’nın huzurunda, hesaba çekileceklerine inanırlar. Tarihte iki büyük darbe yedi bu din. "İskender  ve araplar''

 

Hazırlamakta olduğumuz İran ve Turan’ın Derinlerinde adlı kitabımızdan.

 

MAKALE Yorumları