Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. ALİ YILMAZ
CESUR KALEM
mail_outline : ali59yilmaz0740@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

31.08.2020

Okunma Sayısı

2316

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Hey gidi Karadeniz

Karadeniz’de doğalgaz yatağına ulaşılması, Türk milletinin uzun süredir beklediği ve büyük emekler harcanan bir hedeftir.

Daha doğrusu hayalin gerçekleşmesidir.

Hayırlı olsun.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, rezervin 320 milyar metreküp olduğunu açıkladı.

Bu miktar kaba bir hesapla ve bugünkü tüketim rakamlarıyla 7 yıllık doğalgaz ihtiyacımızı karşılıyor.

Yıllık ortalama 40-50 milyar metreküp doğalgaz kullanıldığı ve 13 milyar dolara yakın para ödendiği dikkate alınırsa…

Kayda değer bir ‘milli Servet’tir.

Doğalgaz keşfedilmekle kalmıyor.

Bulmanın da, çıkarmanın da maliyeti yüksektir. Uzmanlar, yatırım ve işletme maliyetleri çıkarıldığında 70 milyar dolar civarında gelir elde edilebileceğini söylüyor.

Denizde olması maliyeti daha çok artırıyor.

İyi ki, Türkiye’de maliyetleri düşüren devlete ait üç tane sismik araştırma, üç tane de sondaj gemisi var.

 

Yeraltı ve yerüstü zenginliği fazla bir ülkede yaşıyoruz.

Tabiri caiz ise ülkemizin “dağı taşı altın.”

"Bor", "krom", "uranyum", "toryum" gibi kıymetli madenlerimiz var.

Ve bereket fışkıran topraklarımız…Şifalı sularımız…

Bu ülkeyi seven hiç kimse bu topraklarda doğal kaynak bulunmasından ve milli servetin artmasından rahatsız olmaz.

Yeter ki, adil bir şekilde halkın rafahının artmasına katkı sağlasın.

Yeter ki, doğal kaynaklarımız yabancılara ve küçük bir zümreye peşkes çekilmesin!

Kimsenin bu keşfi kişiselleştirmeye ya da küçümsemeye hakkı yoktur.

Zira doğalgazın yeri de, miktarı da şartlara göre değişmez.

“Sevinemediler” manşetleri hiç hoş olmadı.

Sevinemeyen kimler? Bu da açıklanırsa kamuoyu aydınlanır.

Bildiğim kadarı ile CHP ve İYİ Parti, lider düzeyinde olaya sahip çıktı.

Deniz Zeyrek’in dediği gibi, “Unutmayın ki, fazla abartı fazla algıyı büyütebilir ama olgunun değerini düşürür.”

Doğalgaz keşfi ile de ne yeni bir dönem başlar  ne de eksen değişir.

Bununla birlikte, mevcut zenginliklerimizi ortaya çıkaran ve doğru kararlar alarak keşfi gerçekleştirenleri kutlamak gerekir.

“Marifet iltifata tabidir.”

 

“İşsizlik, açlık, intiharlar, cinayetler, sosyal felaketler ile terör ve enflasyon… Rüşvet ve yolsuzluklar… Çevre katiamları ve ihale vurgunları… Ve Korona denilen illet…

Milleti canından bezdirdi!”

Bu doğalgaz işi, moralleri yüksek tutmak için bir “algı operasyonu” olabilir mi?

Muhaliflerin bir kısmı bu görüşte olduğundan doğalgazın keşfi olayına temkinli yaklaşıyorlar. İnanmayanlar çoğunlukta…

Bu tür haberlerin geçmiş yıllarda her seçim öncesinde müjde olarak verildiğini ama seçim bitince unutulduğunu iddia ediyorlar.

Yabana atılacak eleştireler değil, ciddiyetle ele alınıp açıklanması gerekir.

Unutulmasın! “Gaza gelen toplum!..” dönemi kapandı.

Türk halkından övünerek veya gaz vererek oy devşirmeye çalışanlar yanıldıklarını kısa zamanda görecekler.

O günler geçti.

Genç kuşak; şimdi araştırıyor, sorguluyor ve anlamaya çalışıyor.

Milletin sağduyusuna güvenin!

Hizmet eden kazanır.

 

Karadeniz’de bulunan doğalgaz yataklarının etrafında başka yatakların da olduğu tahmin ediliyor.

Umarız Akdeniz'deki araştırmalardan da olumlu sonuçlar alınır.

Bu doğalgaz ne zaman kullanıma sunulur?

Cumhurbaşkanı, 2023 yılını hedef gösterdi. Bu tarihte cumhurbaşkanlığı seçimi var. İnşallah dediğini yapar.

Kimileri bu olayı abartıyor, “enerjide ihracatçı konumuna geleceğiz.”

Ya hayal kırıklığı yaşanırsa ne olacak?

Çabuk sevinen, çabuk üzülür.

Rusya’nın 42, Katar’ın 25 trilyon rezervi olduğu düşünülürse, bu olay ülkeye çağ atlatmaz.

Kimseye ihtiyaç duymadan kendi ayaklarımızın üzerinde duralım yeter.

Yeter de artar bile.

Yeni kaynakların bulunması ve rasyonel kullanımı siyasi ve ekonomik sonuçlarıyla ülkenin kaderini etkileyecektir.

Milli yönü ile her koşulda sevindiricidir.

 

Bu gelişme iç siyasi dengeleri etkilermi?

Cumhurbaşkanı, önce, bu başarının “yerli ve milli” politikaların bir sonucu olduğu vurguladı.

Bu konuyu iç siyasette mutlaka işleyecektir.

Siyasi tarzı gereği…

Çünkü, milliyetçi ve muhafazakar seçmen başarıyı ve başaran lideri kutsar.

Konulan hedefler tutmaz ve izlenen politikalar sürdürülemez hale gelirse ne olacaktır?

O zaman yeniden politika ve söylem değişikliğine gidilecektir!

“Nabza göre şerbet.”

Türkiye’nin Kuzey Suriye’de iki cep açması ve bir güvenli bölge oluşturması…

Kürt kantonları arasındaki bağları kesmesi…

İHA’larla Irak’ta terör örgütü PKK’ya karşı sağlanan üstünlük…

Libya’daki askeri varlığı ve Doğu Akdeniz’de meydan okuyarak sahnede alması milliyetçi ve muhafazakar taban üzerinde olumlu etki yapmıştır.

Doğalgaz rezervinin bulunması da, siyasi iktidarın söylemini sıkıntılı olan ekonomik alana kaydıracak ve bu konudaki  olumsuz algıyı değiştirecek bir işlev görecektir.

Seçim havası var mı?

Cumhurbaşkanı, seçim odaklı olarak 2023 işaret ettiğine göre “yok” denilebilir.

Ama burası Türkiye…

 

Doğalgazın keşfi, toplumun bütününü ilgilendiren, sevindirmesi ve ümitlendirmesi gereken bir gelişmedir.

Bu sevincin yapay kutuplaşmayı çoğaltmak ve toplumu ötekileştirmek amacıyla kullanılması ve bundan siyasi çıkar güdülmesi doğru değildir.

Erdoğan karşıtlığı ve açıklamanın şekli halkı yine karpuz gibi ikiye böldü.

İnananlar ve inanmayanlar…

İki kutuplu bir ülkede yaşıyoruz.

Sevinçlerde ve tasada bir olan toplumlar millet vasfı kazanır.

Bu arada, Giresun’da meydana gelen sel felaketi üzüntü vericidir.

Umarım dersler çıkarılır.

“İnsanın acısını insan alır” derler. Maddi zararlar karşılanır ama gidenlerin yeri dolmaz.

Başımız sağolsun.

 

Doğalgaz tek başına topluma mutluluk ve refah getirir mi?

Arap ülkelerindeki toplumsal geriliğe ve eşitsizliklerin yol açtığı çatışmalara bakıldığında, “petrolün onlara mutluluk getirmediği” tezi doğru gibi geliyor.

İran, Irak, Suudi Arabistan veya Venezüella gibi ülkelerin hali ortada…

Rusya ise otoriter bir sistem ile yönetiliyor.

Her ülke petrol veya gaz rezervleri bulursa kolaylıkla zengin olabilir.

Sağlıklı büyümek ve halkı refah içerisinde mutlu yaşatmak için bazı kıstaslar gerekir.

Zengin olmak yetmez.

Neler bunlar?

Eğitim…Yaratıcı ve özgür düşünce… Sanayileşme ve üreten toplum… İş disiplini ve ahlakı… Teknoloji üreten dev şirketler…

Ve herşeyden önemlisi de, sağlam bir hukuk düzeni…

Adalet.

En büyük müjde budur.

“Tıpkı japon mucizesi” gibi.

“Bugün Japonya’da kişi başına düşen milli gelir 38 bin 123 dolar iken, bu rakam bizde 9 bin 127 dolar! “

Ne petrol var ne de gaz var!

Katar ya da Suudi Arabistan olmayı birçok kişi istemez.

Onca zenginliğe rağmen…

Çünkü adalet, hukuk ve insan hakları bakımından özürlüler.

O halde, “HUKUK ve ADALET hem kalkınmanın hem de mutlu toplumun anahtarıdır.”

 

MAKALE Yorumları