Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close

Gri Pasaportlu Yeni Kaçakçı Ağı!

AK Partili Yeşilyurt Belediyesi'nin hizmet pasaportu (vizesiz-gri pasaport) ile Almanya'ya gönderdiği 45 kişiden 43'ünün geri dönmediği basına yansıdı.

Bununla kalsa iyi… Türkiye’nin farklı kentlerindeki AK Partili belediyelerden “gidip de dönmeyenlerin” haberleri geliyor.

Ve kıyamet koptu. Gri pasaportla insan kaçakçılığı yapıldığını iddia eden muhalefet işin peşini bırakmıyor.

İş ticarete dönmüş ama sözde kimsenin haberi yok. Konu soruşturma ile geçiştirilecek ve üç beş bürokratın kellesi giderek çözülecek boyutta görünmüyor.

 “İnsan kaçakçılığı” iddialarının nasıl başladı, neler ortaya çıktı ve hangi makamlar bu işte aracılık yaptı? Kamuoyuna tatmin edici açıklamalar yapılması gerekir.

Gri pasaport herkese verilmiyor. Diplomatik veya hususi damgalı pasaport verilemeyen kimselere… Resmi görevli olarak yabancı ülkelere gönderilmeleri halinde verilen bir pasaport türü.

Kim veriyor? İçişleri Bakanlığı… Sözde “Çevreye Duyarlı Bireyler Yetiştirmek” adlı proje kapsamında belediye meclisi kararı ile gidilmiş gibi görünüyor. Böyle bir etkinlikte sivil toplum kuruluşu olması zorunlu olduğundan projeye “Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği” de şeklen eklenmiş.

Ve gidenler derneğe hemen üye yapılmış. Organize işler… Her şey para ile ölçülür hale geldiğinden… Almanya Hannover şehrindeki “Mega Kilit’in” sahibi olduğu iddia edilen Ersin Kilit adlı iş insanının masrafları karşılayacağı projede yer alınca, incelenmeye bile gerek görülmemiş. Lakin şirketin sahibi, “İnsan kaçıracaklarından haberim yoktu” diyor.

Olayların açığa çıkması üzerine, Alman makamları harekete geçerek, bu işi organize edenler hakkında soruşturma başlattı. Bizdeki gibi örtbas ihtimali de yok.

Gri pasaport ile insan kaçakçılığı Türk basınında yeni yer almasına rağmen, daha önce Almanya medyasında yer aldığına dair haberler var. Örneğin Bild gazetesinin "Gri pasaport (Türk pasaportu) ile yeni kaçakçı ağı" başlıklı haberi Şubat 2021’de yapılmış.

Muhalefet ve Alman makamları; “Konu Türkiye'de ilgili resmi kurumlar tarafından bilinmekteydi. Üzerine gidilmedi. Şimdi kamuoyuna yansıyınca küçük soruşturmalar ile skandalı örtmeye çalışıyorlar" diyor. Olayın gerçek boyutunu ne olduğunu bilmiyoruz. 

Bu girift ilişkilerin Meclis’te komisyon kurulması ve araştırılması gerekirken… İktidar cephesi, telaşla olayı örtbas etmek için verilen araştırma önergelerini reddetti. Önergede, “Skandal dört belediye ile sınırlı değil. Onlarca belediyenin aracılık etmesiyle, yüzlerce kişinin yurtdışına kaçtığı iddiaları var” deniliyor. İktidar sözcüsü, CHP ve İYİ Parti belediyelerin de işin içinde olduğunu savundu. İyi ya… Araştır… Soruştur… Kim, hangi suçu işlemişse açığa çıksın! Lakin öyle bir girişim yok. Çamur at izi kalsın!

Ortada bir insan kaçakçılığı var. 6 bin Euro karşılığında insanlar kaçırılmış… Bu paranın organize bir şekilde paylaşılmadığını söylemek, bu işi bilmemektir ya da bilmek istememektir. İkisi de kötü.

Gidenlerden birisi,  “Bingöl’de yaşayan herkes zaten bu yolla Almanya’ya gidildiğini biliyor. Yeter ki verebileceğiniz 6 bin Euro’nuz olsun. 2019-2020 yılları arasında Bingöl’den en az 450-500 kişi böyle çıkarıldı. Bu işin merkezi de Bingöl’dür. Kime deseler seni bu yolla Avrupa’ya götüreceğiz, kim yok der? Haftada 3 ya da 4 otobüs geliyor.” Bu yolla gidenler muhtemelen Türkiye’yi kötüleyerek iltica başvurusunda bulunacaklar.

Uyduruk şirketler üzerinden davet çıkarmışlar. Diyorlar ki; “Gelenlerin tüm masraflarını bu şirket karşılayacak.” Belediyeye veriyorlar listeyi ve alıyorlar meclis kararını. Belediye de görevli diye müracaat ediyor valiliğe. Gri pasaport emirlerine amade… Vatandaşın işinde kırk dereden su getirenler… Hiç sorun yaşanmadan bu işi çabucak hallediyor!

Ne ala memleket! Ve devlet uyuyor! “Köpeksiz köy bulmuşlar, değneksiz geziyorlar.”  Bunlara dur diyecek biri ya da birileri olmayınca veya yasalar uygulanmadığı yerlerde bu tür organize işler ulu orta sergilenir.

Peki, görevi bunları istihbarat edinip, önlemesi gerekenler, ne yapıyordu? Mutlaka daha önemli işlerle meşgullerdi ya da birilerine laf yetiştiriyorlardı!

Gerçekleşen olayların yanı sıra girişimde bulunulan ancak sonuçlandırılmayan geziler olduğu da öğrenildi. Korona salgını olmasaydı, insan kaçakçılığının boyutları daha da büyük olacaktı.

Bundan böyle, Türk belediyelerince “dans (folklor) gösterisi”, “kültür turu”, “gençlik programları” adı altında sivil toplum kuruluşları ile işbirliği protokolü düzenlenerek, yurt dışına kişiler gönderilmek istenirse… Ve Alman makamları buna izin vermezse ne olacaktır? Zira gri pasaportun güvenilirliği ortadan kalkmıştır.

Burada gidenleri suçlu çıkarmak doğru bir yaklaşım değildir. Gidenlerden biri: “Ne suçum var? Ben bana sunulan olanağı kullandım!” demektedir.

Haksız mı?

Bu yolla belki de birçok terör örgütü mensupları da kaçırıldı. Kim bilir? Almanya FETÖ ve PKK örgüt üyeleri ile dolduğuna göre… Onlar iltica ederler yani ikamet izini alırlar. Lakin gri pasaport ile gidenlerin işi o kadar kolay değil.

Sorsalar: “Sen niye geldin?”  -Ülkemde baskı ve zulüm görüyorum!  Peki, ülkesinde siyasi baskı gören birisi gri pasaportu alarak yurtdışına nasıl çıkabiliyor? Bu sorunun cevabı inandırıcı bulunmaz. Nedeni belli. Ekmek kavgası… Daha rahat bir yaşam umudu… Bu insanlar oralarda kaçak yaşamayı sürdüreceklerdir.

İşin en acı boyutu ne, biliyor musunuz? Türkiye’de insanların yoksullaşıp, ülkesini terk etmek zorunda kalmasıdır. Uzaya gitmeye çalışan, kendi tankı ve uçağını yapan, her gün şahlanan bir ülkenin insanları… Mafya yöntemlerine başvurarak ya da suça karışarak yoksulluğunu niye pazarlar?

Ülkenin getirilen bugünkü haline çok üzülüyorum.

MAKALE Yorumları

DR. ALİ YILMAZ
CESUR KALEM
mail_outline : ali59yilmaz0740@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

27.04.2021

Okunma Sayısı

27538

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler