Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close

Farklı Bakış Açısıyla Köy Enstitüleri-4

(Önceki Yazının Devamı)

 

Köy Enstitülerinden yetişen aydınlık kafalı eğitim neferleri gittikleri köylerde halka okullarında öğrendiklerini öğretecek ve uygulamaya koyacaklardı. Tarım aletlerinin nasıl verimli kullanıldığını, kendilerinin ve hayvanlarının hastalıklardan nasıl korunduğunu, sağlıklı binaların nasıl yapıldığını, kooperatifler aracılığıyla emekleriyle elde ettikleri ürünlerinin nasıl karşılık bulduğunu/bulacağını, emeklerinin ağalara, beylere değil kendi ceplerine nasıl girdiğini gösterecekler/öğreteceklerdi.

Böylece otoritesi kırılmış feodal güçlerin yerine bireyin gücü öne çıkacaktı. Bu amaçlar gerçekleşmeye / gerçekleştirilmeye başlandı. Tüm bunlar yapılıp yenileri hedeflenirken zaman durağan değildi ilerliyordu. Köylük yerinde otoritesi kırılan feodal güçler bu kez işin ne denli aleyhlerine geliştiğinin farkındaydılar. İşte bundan sonra Köy Enstitülerine yönelik siyasal boyut devreye girdi.

Bu bağlamda Köy Enstitülerin diğer bir boyutu da gelişen siyasal gelişmelerdi. (Kara ve Şanal, 2018).

***

Köy Enstitüleri gerçeğinden hareketle siyasal boyutunu irdelemek için iki nokta öne çıkıyor ve değerlendirmeler bu iki konuda yoğunlaşıyor.

İlki, bu kurumların kuruluş amaçları ve topluma yansıma süreci...

İkincisi de 1946'da bu okulların eğitim ve öğretim programlarına yapılan müdahaleden sonraki gelişmeler...

Enstitülerin kuruluş amaç ve hedeflerine yönelik saldırılar olurken, cumhuriyete ve onun kazanımlarına da saldırılar yapılıyordu. Cumhuriyeti ve kurumlarını kötülemek için çok çeşitli yöntemler kullanıldı. Bunların başında devletin kuruluş felsefesine, cumhuriyetin kazanımlarına, cumhuriyet yasalarına karşı tavırların alınması, isyanların çıkarılması geliyordu!.. Bunun için de en geçerli araç "din" faktörü idi, o da kullanıldı.

Şeyh Sait isyanı, Ağrı 1 ve 2 isyanları, Koçgiri isyanı, en son olarak Dersim isyanı cumhuriyete, ulus devlete karşı farklı gerekçeler gösterilerek feodal güçlerin baş kaldırılırıdır  (Demir, 1914).

Bunların temelinde toprağı işleme özgürlüğünün bireye geçmesi, her yönüyle bireyselleşme, ağanın, şeyhin, seyidin sözünün "yerde kalması" vardır.

***

İkinci süreçte gerçekleşen müdahaleler tamamen siyasi kadrolara yönelikti. İktidardaki hükümetin değişimi ile birlikte Köy Enstitülerinin kurucusu bu kurumlardaki  etkin uygulamalarında rol oynayan Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel görevden alınmıştı!.. Yücel'in yerine Reşat Şemsettin Sirer getirilmişti. Başbakanlığı da Recep Peker üstlenmişti. Bu değişimin hedefinde, Köy Enstitülerinin temel felsefesini oluşturan ideolojik amaçlarını sulandırmak, saptırmak vardı. Dolayısıyla düşünce temelinde ideolojik değişmelere sebep oluyordu. Köy Enstitülerindeki bu değişimin ileri aşamalara taşınmasına neden olan bazı dış gelişmelerdi. Bu dönemde Bolşeviklerin ezelden beri olarak ta I.Çar Petro'dan beri devam eden "vasiyetname" (Demir ve Civan, 2020 ve 2021) gereğince Boğazların, Kars ve Ardahan'ın istenmesi, Köy Enstitülerinde asıl değişimin yapılmasını tetiklemiştir.

Günün siyasi otoritesinden Sovyetlerle çatışmaya girmemek için, Sovyetlerin düşmanı olmadıklarını göstermek, Sovyetlerin de Türkiye'ye yönelik bir düşmanlık beslenmemesi gerektiği diplomatik yollarla anlatılmaya çalışıldı.

Siyasi irade Sovyetlere yönelik bir jest anlamına gelebilecek bir eylem gerçekleştirdi. İktidardaki CHP hükümeti, bu jesti Sovyet ideolojisi ile bir düşmanlıklarının olmadığı anlamına gelen bir eylem şeklinde planladı.

Jestin özü, "Köy Enstitülerinde sol görüşün gelişmesini sağlamak" şeklinde bir öneri konuşulmaya başlandı. Bunun için de bir okulun örnek/model seçilmesi gerekiyordu. "Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü" bu iş için uygundu. Yapılan işlem, okulun kütüphanesinde sol görüşlü yayınların sergilenmesiydi. Gerçekten de her geçen gün okulda "sol" görüşleri içeren yayınların sayısı artmaya başladı.

***

Bu eylemlerden sonra muhalefetten, dinci çevrelerden, feodal güçlerden, özellikle ağalardan tepkiler yağmaya başladı. "Köy Enstitüleri Komünist yetiştiriyor!" dedikoduları yayıldı. Bu kurumlar için "karalama kampanyaları" düzenlendi.

Erkek-kız bir arada okuyor diye "ahlaksızlıkların" yaşandığı, bunun dinen "günah" olduğu, hatta okulların "fuhuş yuvası" olduğu yönünde inanılmaz yalanlar yayıldı. Çok yönlü baskılar CHP iktidarını sıkıştırdı. Hükümet değişikliği, Hasan Ali Yücel'in görevden alınması ile gelişen olumsuzluklar siyasi iktidarı da politik sıkıntılara sokuyordu.

CHP iktidarı, kendi kurmuş olduğu Köy Enstitülerinin kolunu kanadını budamış başlangıçtaki amaçlarından sapılmasına farklı bir yöne çekilmesine neden olmuştur. Köy Enstitülerin kuruluşunu yapan da CHP, amaçlarından sapmasına sebep olan da CHP iktidarlarıydı.

***

Bir yandan Sovyet tehdidi devam ederken Türkiye'yi kontrolüne almak için hazırda bekleyen ABD 1946'dan sonra Türkiye'ye yönelik hamlelerini çeşitlendirerek baskıya devam etti. Bu ABD yakınlaşması hayra alamet değildi, lakin CHP iktidarı iki süper avcı (güç) arasında avlanmaya hazır bir "av" konumundaydı.

CHP iktidarı bir tercih yaptı; hem Sovyet tehdidine karşı önlem almak hem de Türkiye'nin yönünü demokrasiye (batıya) çevirmek için Köy Enstitülerini "kurban" seçti. Enstitülerin kapatılması yönündeki ABD'nin nasıl bir sıkı diplomasi yürüttüklerini ve çeşitli yöntemlerle nasıl baskı yaptıklarını arşivlerden her kes araştırabilir.

CHP iktidarı Köy Enstitülerini, tamamen amaçlarının dışına iterek farklı bir yön verdi. Önce iaşe, donatım, imar ve temel giderler için gerekli olan ödeneklerini kesti, eğitim ve öğretim programlarında radikal değişiklikler yaptı, sonuç olarak kanadı kesilmiş kuşa çevirdi Köy Enstitülerini. 

Bunun anlamı şuydu Köy Enstitülerinin "idam fermanı" CHP iktidarı tarafından imzalanmıştı. 1952'de gelen Demokrat Parti (DP) iktidarı sadece infazını gerçekleştirmiştir (Ekinci,2018). Kendisi de bir toprak ağası olan Menderes'in de işine geliyordu, böyle bir infazı yapmak, dolayısıyla toprak reformu da rafa kaldırıldı. İş bu kadar nettir.

Birileri Köy Enstitülerinin Menderes iktidarı tarafından kapatıldığını söylese de doğru değildir, Menderes sadece CHP tarafından tabutu hazırlanan bu kurumların cenaze tabutuna çivi çakıp gömmüştür.

MAKALE Yorumları

PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

09.06.2021

Okunma Sayısı

194

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler