Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

24.10.2016

Okunma Sayısı

2248

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Devletsiz, Bayraksız Yaşamak!

Tarihi süreçten hatırlatalım. Türk Milletinin esir yaşayamayacağı gibi devletsiz de yaşayamaz. Onun genlerinde hürriyet aşkı ve devlet kurma yeteneği özenle kayıtlıdır. Azerbaycan Cumhuriyeti, eğer bu gün varsa, bunun bir öncesi de var demektir. Türk milletinin yok edilmeye çalışıldığı Birinci Dünya Savaşı sonunda, devletsiz kalan Türk, bir çare aradı.

İlk ses Kafkaslardan geldi. Bakü’nün Bolşevik işgaline uğradığı günlerde (1917)

Osmanlı da can çekişiyordu. Başkent işgale uğrayınca, Azerbaycan Cumhuriyetin başkenti Gence olarak ilan edildi. Liderliğini Mehmet Emin Resulzade'nin yaptığı “Milli Şura” Gence kentinde çalışmalarına başladı. Henüz varlığı süren Osmanlı İmparatorluğu, Bakü’nün kurtarılması için Azerbaycan’a "Kafkasya İslam Ordusu" ismiyle asker gönderdi. Türk askerleri Gence’den Bakü’ye doğru ilerledi.

“Milli Şura”da ilk konuşmayı lider Mehmet Emin Resulzade yaptı; “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!” dedi. Yıl 1918...

Osmanlının teslim olduğu tarih...

Tarihte bir Türk imparatorluğu yıkılmış, yeni bir devlet kurulmuştu Kafkaslarda...

"Binlerle can kurban oldu,

Sinen harbe meydan oldu!

Hukukundan geçen asker!

Heri birer kahraman oldu!

Şanlı vatan! Şanlı vatan!

Azerbaycan! Azerbaycan!"

(Laedri)

***

Yaklaşık iki yıl sonra SSCB bu bağımsızlık ilanını tanımadı, kuvvet kullanarak Azerbaycan tekrar işgal edildi, milli meclis basılarak vekiller katledildi, yıl 1920.

Peki, Türk, devletsiz mi kalacaktı?

Bu kez Bozkurt Başbuğ Mustafa Kemal liderliğinde yeni bir Türk devleti kuruluyordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıyordu, 23 Nisan 1920...

Bir devlet yıkıldıysa bir başka yerde yine bir Türk devleti kurulur.

Dedik ya, Türk, ne bayraksız, ne devletsiz olabilir.

***

Devletsiz kalmak...

Vatansız olmak...

Bayraksız kalmak...

Ne büyük felakettir...

Tarih sayfalarına bakıldığında, Mete Han’dan beri, Türk milleti hiç devletsiz kalmadı.

Osmanlının parçalanıp paylaşılmasının ardında, yeryüzünde "Türk Devleti" denilecek 'devlet kalmadı' denilecek iken, bir yiğit adam çıktı Kafkasya'dan, Azerbaycan'dan...

Yıl, 1918... Mehmet Emin Resulzade, "tarih hiç bir zaman Türk Devleti yok diyecek bir sayfaya sahip olmayacak" diyerek bağımsızlığını ilan ederek yeni bir "Türk Devletini" kurdu. Bu önemli bir gelişmeydi...

Fakat emperyalist güçler sadece Batı Avrupa'sında değildi. Benzeri İskit Coğrafyasında, Altınordu coğrafyasında kurulmuş olan sömürgeci Rusya vardı bir de...

Yıl, 1920 Rus ayıları henüz kurulmuş olan Azerbaycan Türk devletini hazım edemediler ve Türk meclisini bastılar, vekillerini katlettiler. Liderleri Mehmet Emin Resul Zade, Kafkasya üzerinden, zor ve riskli bir yolculuktan sonra ancak İstanbul’a ulaşabildi.

***

Bir Gariplik!

Bin dokuz yüz doksanlı yıllarda SSCB dağılınca, Azerbaycan’da da bağımsızlık hareketleri tekrar başladı. Ebulfeyz Elçibey’in önderliğinde “Halk Cephesi” adıyla bir teşkilat kuruldu. 1991’de yeniden bağımsızlığını ilan etti.

Aradan onlarca yıllar gelip geçti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı olan Ebulfez Elçi Bey, Türkiye ziyaretinde, diplomatik ve nezaket kuralları kapsamında bir istekte bulundu; “Mehmet Emin Resul Zade'nin kabrini ziyaret edeceğim” dediğinde, bizim muhteremlerin dünyada haberlerini olmadığına şahit olur Elçi Bey...

Geçmişini bilmeyen bugünün değerini bilmediği gibi yarınlarını da planlayamaz..

Nitekim bu muhteremler böyle bir diplomatik istek karşısında şaşırmışlardı!.

Böyle birinden, kabrinden bile haberleri yokmuş.

Birbirlerine "kim bu adam" dercesine bakakalmışlar.

Osmanlının tarihten silindiği bir dönemde, Dünya Türk Devletsiz kalmasın diye 1918 de kurulan, ama 1920 de Rusya tarafından yok edilen Azerbaycan Türk Devleti'nin başındaki zatın mezarının Ankara'da olduğunu da bilmediler.

***

Sonuç olarak, Türk milletinin geçmişini bilmeyen cahil kadrolar tarafından idare edildiği dönemlerde bu halk çok fazla zarar görmüştür. Geçmişini bilmeyen bugününü değerlendiremez, değerini anlayamaz. Yarını, milletin geleceğini de planlayamaz. Örgütlü cehaletin esaretinde emperyalist baronların kuklası olmaya devam eder. Ve Türk halkı da hep zararda kalır...

Tarih, yaşanmışların bir belgeselidir. Bu belgeselden ders alınmış olsaydı tekrarı yaşanmazdı.

Sevgi yolunuzu aydınlatsın, aklınızla yaşayın...

MAKALE Yorumları