Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

19.04.2018

Okunma Sayısı

2804

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Deizm Üzerine Düşünceler-1

Güncel bir konu olan "Deizm", üzerinde çok fazla akıl yürüten ya da kafa yoranın olduğunu sanmıyorum Ülkemizde... Terminolojik olarak medyada gündemi işgal etmeye başlayınca, özellikle politikaya malzeme olunca, okuyucuyu aydınlatmak için konu hakkında bir kısa araştırma yapmayı uygun buldum; bulguları ve düşünceleri sizlerle paylaşmak isterim.

Konuya bazı sorularla giriş yapalım:

Deizm ne demektir?

Bir inanç sistem midir?

Bir ideoloji midir?

Bir doktrin midir?

Deizmin temel ilkeleri nelerdir?

Dünyaya, doğaya, değer yargılarına bakışı nasıldır?

Konunun gündeme gelmesi, TBMM'deki bir konuşma ile başladı.

Deizm hakkında bilgiler yaygın değildir, hele Türkiye’de fazla tartışılan bir konu da değildir. Çünkü "din ticareti" egemen propaganda aracı olduğu için, politik menfaat sağlamak için, her durumda "din" silahını cepheye sürdükleri için, Türk halkı "deizm" hakkında bilgi sahibi değildir.

***

Konun gündeme gelişi...

 

TBMM'deki bir toplantıda, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Bey'in Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz Bey'i yanına çağırarak, konu hakkında bilgi istemesiyle medya gündemine taşındı deizm konusu.

İfadeye göre, Konya'da iki STK ortaklaşa bir çalıştay düzenlemiş, bu çalıştaya Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Konya'daki İmam Hatip Okullarında görevli öğretmenlerin bu çalıştaya katılımına izin vermiş.

Çalıştayın sonunda ortaya çıkan rapora göre "İmam Hatip Okul" öğrencilerinin dini bilgiler hakkında irdelemelerin yapıldığını ve bu öğrencilerin dindeki tutarsızlıklar, verilen fetvalar, okutulan dersler ve ders araçlarının dayanağı, hurafe temelli inançlar nedeniyle "deizm" inancının yaygınlaştığını, imam okullarındaki öğrencilerin "deizm"e kaydığı sonucu çıkıyormuş! Basına yansıyan rapor böyle diyor.

Konu basına yansıyınca, din tüccarlarının "tepesinden kaynar su dökülmüş!" gibi telaşlanıyorlar!

Ardı sıra orantısız nutuklar, tehditler gençlere yönelik değişimin sonucu bir korkuyu ifade ediyor!

Değerlendirme başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Bey, medya karşısında, hem de TBMM de, canlı olarak Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz Bey'i yanına çağırarak sorgulaması (nasıl bir azarlama (!) yaptığı bilinmiyor) sonucunda Bakan Yılmaz, “Bizim böyle bir tespitimiz yok” dediği medyaya yansıdı.

Konuya bir başka cepheden ses verildi;

Recep Bey'in has destekçisi MHP’nin genel başkanı, Balgat mukimi Devlet Bahçeli de tepki gösterdi. Sanki "deizm" hakkında politik fikir beyan ettiler. “Türk gençliğine ateizmin bir önceki istasyonu olan deizm karası çalanlar, yüzleri varsa utansınlar.” (D.Bahçeli'nin TV konuşmasından)

***

Siyasiler bu denli hiddet ve şiddetle karşı çıktıkları "deizm" konusuna muhterem Diyanet Başkanlığının da fikri olmalıydı. Öyle ya, imam olacak gençlerin dinden uzaklaşıp "Tanrıcılık" fikrine, felsefesine kaymaları onları da endişelendirmiş olmalı ki: “Deizm, inkârcı, sapık ve batıl felsefi bir düşünce.”

Diye açıklamada bulundular...

***

Bu aşamada, ister-istemez aklıma takılan bazı sorular oldu. Bunların yanıt bulması gerekir. Örneğin, Devlet Bahçeli'nin dediği doğru mudur?

Deizm, "ateizmin önceki istasyonu" mudur?

Deizm; "sapıklık" mıdır?

Deizm, "inkârcılık" mıdır?

Bu söylemler inançlar arasında, topluluklar arasında kin ve nefret duygusunu gelişmesine, düşünce ve farklı inanç düşmanlığına, farklı düşünce ve inancı aşağılamaya yönelik bir suç içerir mi?

Toplumsak huzur bağlamında suç var mıdır yok mudur?

Elbette ki onu da Cumhuriyet savcıları bilecektir.

Bu konuya sonra, başka bir yazımızda değineceğiz.

***

Konuyu analiz etmeye devam edelim.

 

Önce iki terminolojinin farkını anlamalıyız: "Ateizm" ile "deizm" arasındaki fark nedir?

Ateizm, olayların oluşuna bakılmaksın her şeyin kendiliğinden oluştuğuna, rastlantı sonucu meydana geldiğine dayanan, bazı faktörlerin varlığını kabul edip, geliştirilen bir düşünce boyutu, felsefi derinliktir... Fikrin çıkış yolu tesadüf ve kendiliğinden oluşumdur, temeli bu ilke üzerine dayanır. Tanrı fikrine karşıdır, ret eder!

Deizm ise, yaratıcı Tanrı fikrini kabul eder, onun dışındaki söylemleri "nakil" kabul edip, dayanağı olmayan "hurafeler" sınıfına sokar.

Ateist, kaos kaynaklı soyut düşünceyi benimser.

Deist ise mevcut bir gücün varlığına dayanarak, felsefe temelini geliştirir. Buna "tanrıcılık", "tanrısallık" de denilebilir.

Her iki düşünce ve inancı bir ortak yönü vardır; kanıta dayalı ispatlanabilir, araştırmaya açık, aklın izahına dayalı "bilimsel düşüncedir"

Her iki akımda, bilimi ortak payda olarak alır.

Ancak bilimi ve bilimsel düşünceyi farklı boyutlarda kavrar ve algılar; örneğin "ateist", bilimi "tanrısallık" anlayışından, arayışından arınma aracı olarak görür ve kabul eder, algılar, kullanır.

Deist düşünce ise bilimi, "tanrısallığın" farklı boyutlarda araştırılıp algılanması, anlaşılması, zihinsel ve içsel olarak kavranması için araç olarak görür.

Deizm, tüm dinlere uzak duruş sergiler.

İster Budizm, ister Hıristiyanlık, ister İslam olsun, bir deist için fark etmez.

Bir dine bağlı olmayı istemeyen bir düşünce, felsefe sistemidir deizm. Deizme göre herhangi bir din için öne sürülen hiç bir söylemin kanıtı yoktur.

Bu felsefi düşünceye göre dinlerin ileri sürdükleri söylemlerin hiç biri kanıtlanamaz.

Kanıtlanamayan bir "hurafenin" din olarak kabulüne uzak durur. Deizm anlayışına göre, kutsal kitaplarda öne çıkarılan "Tanrı" kavramına, "insani" motifler atfedilerek açıklanmaya çalışıldığını ileri sürer.

Deist düşünceye göre Tanrı, insanlara mesaj vermek için kişileri, grupları, resulleri kullanmaz, görevlendirme de yapmaz. (Yani, Tanrı peygamberlere gerek duymaz.) Tanrı istedikten sonra herkesi kapsayan bir mesajı doğrudan iletir, ona gücü yeter. Çünkü Tanrı sonsuz güce sahiptir. (Bu noktada Deizm düşüncesi, İhlâs Suresi ruhu ile paralellik gösteriyor demek mümkün mü?)

***

Deizmin temel özellikleri...

 

*Deizm, peygamberlerin varlığını kabul etmez. Çünkü elçiliği, Tanrının emirlerini getiren mesajcılar olduğunu kabul etmez. Tanrı isterse herkese mesajı doğrudan verebilecek sonsuz güce sahiptir.

*Deizm, kaderciliği kabul etmez.

*Deizm, "ruh" konusunda oldukça kararsızdır. Deistler arasında kabul eden de var, etmeyen de...

*Akıl ve sorguya dayalı araştırmayı, kanıtlı ispatı benimser.

*Deizm, ölümden sonra yeniden dirilişe inanır. Çünkü tüm gücün Tanrıda saklı olduğunu düşünür.

*Deizm düşüncede esas olan üretkenliktir. Evrende aklın üstesinde gelemeyeceği konuları zamanın güçlü sürecine ve oluş dinamiğine bırakarak, sorulara yanıtların zaman içinde çözülebileceğine inanır. Çözümsüz sorunları öne çıkarmayı uygun görmez, esas olan an itibarıyla üretken olabilmektir. Üretmek, eser bırakmak, iz bırakmak ana hedeftir.

*Hayal ve soyutlar peşinde koşmayı, zaman ve enerji harcama olarak kabul eder ve bunu istemez.

*Deizm'de duaya dayalı ibadet şekli olmadığı için, dini mabetleri de yoktur. Dolayısıyla "Tanrıya tapınma" için tapınak da olmaz; Müslümanlar gibi ne cami, Hıristiyanlar gibi ne Kilise, Yahudiler gibi ne Havra, Budistler gibi ne "Buda" ne de manastır vardır. Sembolleri de, işaretleri de yoktur. Dinsel metinleri, aracı ruhban sınıfından temsilcileri yoktur, bunlar hiç kabul görmez. Zaten yol göstericileri kabul etmiyorlar.

*Deizm'de bilimsel düşüncenin gücü ve evrenselliği önemlidir. Somut olanın ispatı önceliklidir. Soyut olan inançlara inanmazlar. Örneğin "cinler", "şeytan", deizm için anlamsızdır, batıldır, hurafedir. Onlara göre akla aykırı olan her şey batıldır.

***

Dinler savaştırır!

 

Deistlerin ilginç bir tespitleri var; dinler çok tehlikeli yargılama ölçütü (modeli) taşırlar. Bu yargılama ölçütü, duruma bakış tarzı olarak ifade edilebilecek yöntem tarzı da denilebilir. Dinler kendine göre çatışmaya, savaşa dayalı bir yargılama ölçütü sağlıyor. Savaşları, çatışmaları teşvik ediyor, diyor deistler...

Dinler, insanlığı iyi ve kötü olarak ikiye ayırmışlar ve onları çatıştırmaktadır.

Bu çok tehlikeli bir yargılama ölçütüdür.

Evrendeki tüm canlılar arasında iyi ve kötü arasında bir savaş sürdürülüyor!.. Dinler dünyayı da savaş alanı olarak kullanıyorlar, insanları çatıştırıyorlar.

Deizmin dünyayı iyi ile kötü arasındaki bir savaş alanı gibi göstermeleri son derece ilginç ve dikkat çekicidir. Konu tartışmaya açık bir özellik taşıyor!

Bu tespit, son derece derinlikler içeren düşüncelere, tartışmalara zemin yaratır.

İyi ile kötülerin savaşı söz konusu olduğundan dünya iki kutuplu, insanlık iki kutuplu oluverir.

Hoş görü sıra dışıdır.

***

Tarihteki örneklere bakalım: Ortaçağın karanlığındaki Hıristiyanlıkta uygulanan Engizisyon mahkemeleri, insanlar hakkında verilen kararlar, Hıristiyanlar-Müslümanlar arasındaki "Haçlı Seferleri", Avrupa'da yüz yıl, otuz yıl süren "din ve mezhep savaşları", Müslümanların başvurdukları "cihat savaşları" bunlara örnek verilir. Diğer yandan siyasi dincilerin katliamları, hepsi iyi-kötü arasında, cennet-cehennem vaatlerin umut kaynağı, suçun ceza sebebi haline getirilmesinden doğmaktadır.

Tüm yaşanan bu trajediler, iyi-kötü ikilemi arasındaki rekabet savaşından kaynaklanıyor.

İyi ve kötü esaslı savaş, yanlış bir yaklaşım ve yargılama ölçütüdür deizme göre...

Deizm, evrenin kurallarına uyum sağlayamamış, doğanın yasalarına karşı gelmiş olan canlı türünü "kötü", yaptıkları eylemler de "kötülük" olarak algılar.

Kötüleri ve kötülüğü azaltmak, onları yok etmek için "öldürmek" gerekmez.

Verilen yargılama ölçütü ve teşvik edilen savaş, tamamen cehaletin ürünüdür. Savaşı bitirmek, yani kötülüğü yok etmek için eğitmek, doğru rol modeller oluşturmak gerekir. Cehalet yok edilirse kötülük de yok olacağına inanır deistler!

Diğer yandan, iyi ve kötünün itibar görmesinin nedeni, vaat edilen ödül ile korku aracı gösterilen cezadır.

İyiler, şaraptan ırmakların aktığı, bülbül seslerin şakıdığı, çıtır pıtır kızlardan oluşan hurilerin şarap sunduğu yerler,"cennet" vaat edilirken, kötüler ve yaptıkları kötülükten dolayı da "kor ve alev yumağı" yılan çıyan kaynağı "cehennem" gösterildiğinden, insanlar gaddar ruhlu, savaşçı, kötülük temsilciliğini yapan mahlûkatlar olarak ortaya çıkıyor.

Onun için dinler tehlikelidir, dinleri kabul etmemelerinin ana sebebi bu iyi-kötü ayırımcılığı sonucu çatışmadır. Bu bağlamda deistler, ne cenneti, ne de cehennemi kabul ederler, bu mefhumlar onlar için yok hükmünde soyut ifadelerdir!

***

Ateizm ve deizm farkı...

Ateizm ile deizm arasındaki en önemli fark, Tanrı konusudur.

Ateizmin sorusu, "Tanrı varsa Tanrı'yı kim yarattı?"

Deizm bu soruya cevap vermekte zorlanır.

Çünkü deizmin temeli Tanrısallık düşüncesine dayanır. Yani dinlerden öte sadece Tanrı fikrini kabullenir ve her gücün onda toplandığına inanılır. Bu sorunun cevabı, ateistlerle deistlerin farklı yollarda olduğunu gösterir.

Bilimsel temele dayalı olarak ifade etmek gerekirse, varsayım olarak kabul edilen evrenin oluşum hikâyesini kapsayan "Büyük Bing Bang" olayının de bir öncesi olmalı. Bunun neden, ne için ve nasıl olduğu konusuna bakılmaya gerek yoktur ateistlere göre... 

Çünkü ateistler, ontolojik temeli olduğu gibi kabullenirler ve evrenin oluş hikâyesinin öncesinde ne vardı, ne yoktu ya da ne nasıldı sorgulamasına gerek duymazlar. Derinlemesine ilgilenmezler.

Neyse ne, deyip geçerler...

***

Fakat deistler ise, ateistlerden farklı düşünürler; olayı "rastlantısal" bir oluşum-olay olarak algılarlar. "Büyük Bing Bang" olayının oluşu kadar öncesi ve sonrasını da önemserler. Öyle ya da böyle de olsa, evrendeki ahengin bir sorumlusu olmalı, aklın sınırlarını aşan bir düzeni ancak ve ancak çok yüksek bir zekâ tarafından yönetilebileceğini kabul ederler ve inanırlar. Nitekim evrendeki milyonlarca yıldızın, sayısız galaksinin, ahenk içinde düzenlenmesi ancak böyle bir yüksek zekânın ürünü, başarısı olabilir diyorlar.

***

Ateistlerin deistlere diğer bir sorgusu ise, "mademki doğa mükemmel bir düzende idare ediliyor, o zaman neden depremler, tsunamiler, kasırgalar, hortumlar, çöl fırtınaları meydana geliyor?"

Deistler, tüm bu olayların bir tek sebebi vardır; felaketlerin kaynağı doğadaki düzenin yüksek zekâ tarafından iyi yönetilmediği değildir. İnsanlar henüz doğanın sırlarını çözemedikleri içindir bu felaketlerin oluş sebebi... İnsanlar bu konuda henüz yetersiz olduklarını düşünür ve savunurlar.

Tüm galaksilerin enerjiden maddeye dönüşümünün sonucu ortaya çıktığını insanoğlu tarafında anlaşıldı. Derin bir doğa olayı olduğunun açıklanmasından sonra, evrendeki tüm varlıkların bu kez enerjiye dönüştürülüp, yarıçapının sıfır olan bir "değer" olabileceği varsayımı üzerinde uğraşmaları, insanoğlunun akıl bağlamında büyük bir evrim geçirdiğini gösterir. Ne zaman ki doğadaki gizemler çözülür, o zaman oluşan felaketlerin nedeni de çözülmüş olacak ve doğadaki pek çok şey denetlenebilecektir. Deistlerin savunması bu şekildedir.

Elli sene önceki çocukluğumuzla bugünümüzü kıyaslarsak, pek çok bilinmeyenin bilinir hale geldiğini görebiliriz. Sonraki yüz yılda nelerin olabileceğini tahmin etmek, geçmişe bakılarak tahmin edilebilir.

***

Neden doğum ve ölüm...

 

Herkesin merak ettiği diğer bir soru ise, mademki ölüme inanıyor ve ölümden sonra ikinci hayatın olacağını kabul ediyor deizm, o zaman "ölüm niye vardır" sorusunu akla getiriliyor. Ateistlerin deistlere yönelttiği bir başka soru da budur.

Evrende hem doğum, hem ölüm bir zincirin ayrı halkaları gibi görünse de, birbirinin devamı olaylardır. Deizme göre, ölümden sonra günahların hesabı ve cezası ile sevabın mükâfatının onaylanacağı bir sürecin sonucu değildir ölüm.

Tamamen evrendeki dengenin sürdürülmesi için biyolojik bir evrimdir ölüm. Bu süreç içinde insan aklının çözümlediği teknolojik buluşlar ve yararlı sonuçları ile toplumsal gelişim dinamizminin bir sonucu olduğuna inanılır. İnsan zekâsında ve aklındaki gelişim ve değişim, dolayısıyla moleküler düzeylerdeki evrim bu doğum ve ölüm döngüsünü gerekli kılar. Bunun mekanizmaları ve yönetimi yine canlı objenin özünde hareket halinde bulunur. Bu hareketlilik bitince ölüm başlar. Ölen canlının yeniden doğaya dönüşümü sürecinde evrim (tekemmül) süreci devam edeceğinden, ölüm tekâmülün bir evresi olarak algılanır. Deizm felsefesinde bu nokta önemli bir yer tutar.

 

(Devamı olacak)

 

MAKALE Yorumları