Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
Y. Mimar ERCAN EVREN
DUAYEN
mail_outline : erevren1932@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

27.07.2020

Okunma Sayısı

1012

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Ayasofya’nın ibadete açılmasının düşündürdükleri

Bu hafta; çok beğendiğim bir düşünürden, Montaigne’den bahsetmek istiyordum. Ama Ayasofya’nın ibadete açılması o kadar çok irdelenmesi gereken bir konu ki; sıcağı sıcağına, onu konuşalım istedim. Bunları yazmak biraz “Vatan hainliğine”! Eşdeğer oldu ama yapacak bir şey yok. Montaigne’ nin tabiri ile: “Gerçek’ ten daha güzel olanı yoktur”

Düşünmeye üç hipotez ile başlayacağım:

  1. XVI. Asırda din Ortaçağdaki toplumsal önemini kaybetmiş ve sadece bireylerle- tanrı arasında bir ilişki haline gelmiştir. O nedenle artık; ilkçağlardaki gibi, büyük katedraller yapılmıyor. İslam dünyasında bu duygu gelişmediği için hala Çamlıca Camii gibi devasa camiler yapılabilmektedir. Kısaca, bu asırda dünyanın din eksenli değil İnsan eksenli düşündüğünü söylemek yanlış olmaz. Bunlar da genel olarak: Doğa ile insan sevgi ve evrensel insan hakları.
  2. Çağımızda üç nezaketin ortaya çıktığını görüyoruz: Empati, cömertlik ve Fedakârlık.
  3. Alt bilinci (İd) süperego (Üstbilinç) frenleyemiyorsa geri dönüp dininize, örf- adetlerinize, alışkanlıklarınıza bir bakmanız gerekiyor.
 

  • Somut bir durumla başlayalım. Açılışın acil bir durumu var mıydı? Pandomi döneminde 350 bin kişinin omuza omuza bir araya gelmesini nasıl karşılıyorsunuz? Bunun böyle olacağı bilinmiyor muydu? Düğünler, askere göndermeler bunun yanında çok masum kalmaz mı? Sonuçlardan kim sorunlu olacak?
  • Sanat yönünden baktığınız zaman: Yapılan değişiklikler ve ilaveler(Perdeler, halı….) eserin bütünlüğünü bozmuş. Mermer döşeme ve üstündeki motifler çok önemli idi. Üstelik bu yekpare halı hijyen yönünden de mahsurlu. Açılıp kapanan perdeler ise trajikomik bir durum. İslamiyet’te resim yasak mı? Ben sanmıyorum.  Yasak ise neden bu kadar zorlayarak kiliseyi cami yapmaya kalkıyorsunuz? Bu, bir senfoniden keman partisyonlarını çıkartmaya, bir heykeli veya resmi, peştamal ile örtmeye benziyor.
  • Görünüş ürkütücü ve düşündürücü idi. Yüzlerce çarşaflı, cübbeli, sarıklı insanlar savaşa gider gibi tekbirler getirerek namaza durdular. Bir de Diyanet İşleri Başkanı hutbeye kılıç ile çıkmaz mı? Saldırganlık ve savaş kokan bu durumun sevgi neresinde? Doğrusu insanı korkutuyor. Tabii kimsenin kıyafetine karışmak istemiyoruz ancak tesettürden memnun olanlar aslında kadınların ruhunu hapsettiklerinin farkında değiller. Asıl özgürlüğü sağlayan kıyafet değil insanın düşünceleridir.
  • Bütün dünyada bir İslam fobisi varsa bunun suçunu sadece dış mihraklara yükleyemeyiz. Dönüp bir de kendimize bakmamız gerekir.
  • Sayın Diyanet İşleri Başkanın Alpaslan’dan Akşemsettin’e kadar herkese selam gönderirken Atatürk’ü anmaması çok düşündürücüydü.
  • Sanki egemenliği elinden alınmış bir müstemleke ülkesinde yaşıyoruz. Egemenliğimizi ispat etmek için çırpınıp duruyoruz. Buna da anlam veremiyorum.
  • Atina’da Türkçe konuşan birçok insana rastlarsınız. İstanbul’dan gelme pek çok aile vardır. Türkleri severler ve Türkiye’yi özlerler. Bu sevgiyi bir dostluğa dönüştüremez miyiz?(bu teklif her iki taraf için de geçerli) Bütün dünyanın bu konudaki hassasiyetini biliyorduk, acaba Ayasofya’yı müze olarak bırakmak bizim için bir cömertlik olmaz mıydı?  
  • Cuma günü Ayasofya’da saatlerce kuran okundu ve dua edildi. 350 bin kişi de bunu dinledi (bence işitti). İkra (Anlayarak oku) kelimesi ile başlayan Kurana uyulduğunu hiç sanmıyorum.

Sonuç olarak, kanımca bu merasim Türkiye’nin çağdaşlık imajını zedelemiştir… Merak etmeyin üç gün sonra ortada cemaat falan da göremeyeceksiniz.  Bu kadar masraf, bu kadar kayıp (virüs nedeniyle maddi, ilişkiler yönünden manevi) ne için diye sorası geliyor insanın.

MAKALE Yorumları