Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close

Atatürk’ün Sofrası  ( Iv )

Olgunlaşma Sofrası

 

“ Atatürk’ün sofrasından, hepimizin ruhunda ve dimağında nice derin, tatlı ve ibret verici anılar, yaşama ve insanlığa dair, nice değerli dersler kalmıştır ”

                                                                                                                                                                                                              Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Atatürk’ün sofrası bir içki ve cümbüş sofrası değildi. Dostları hatta düşmanlarıyla sohbet ve tartışma meclisiydi. Akşam sofraları başlı başına bir olaydı. Her akşam düşünürler, yazarlar, sanatçılar, bilim insanları, siyasetçiler, diplomatlar ve yakın dostları yer alırdı.” diye anlatır sofrayı. Falih Rıfkı Atay

Atatürk, devlet işlerini yalnızca sorumlu hükümet adamları ile görüşür.

 Sofrada; ülke, devlet, dünya sorunları konuşulur, aklın bilimin ışığında tartışılır. Böylece gerçeklere, iyiye, güzele, doğruya varmanın yolları aranır. Çoğu geceler ciddi konular görüşülür, bilimsel tartışmalar yapılır. Böyle konuların tartışıldığı geceler de çok uzun sürer.

 Akşam sofrasının arkadaş sohbeti mi, yoksa sorunların konuşulup tartışılacağı bir toplantı mı olacağına karar veren Atatürk; davetli listesini baş yaverine yazdırır. Görüşülecek konuya göre, görüşlerine önem verdiği kişileri seçerek sofrada bulunmalarını ister.

Yaver, listedeki konukları arayarak köşke çağrılı olduklarını bildirir.

Atatürk, meclisten geldikten sonra kısa bir dinlenme için yürüyüşe çıkmışsa; tam 20.00 de çağrılıların toplandığı bilardo salonunda olur. Asla bekletmez konuklarını. Evdeyse; yemeğe geçmeden önce bilardo oynayarak bekler. Bilardo onun için bir spordur. Her işinde olduğu gibi bilardo oyununda da çok iyidir. ‘Tek başına bilardo masasına geçip egzersiz yaptığı zamanlarda ise kesinlikle bir sorunun çözümü için çalışıyor demektir’ diye anlatır yakınları. Saat 20.00 de köşkün bilardo salonunda toplanmış olan çağrılılarla, ‘Hoş geldiniz!’ diyerek; tek tek tokalaşır. Sonra da, ‘Buyurun sofraya geçelim’ der; ve sofraya götürür.

Sofrada protokol olmaz, çağrılılar istediği yere oturur. Başbakan var ise sağına oturtur daima.  İyi bir ev sahibidir. Ne denli kalabalık olursa olsun, konuklarıyla tek tek ilgilenir, ikram sever yapısıyla, onların eksiklerini görür, isteklerini hemen fark eder giderilmesini sağlar. Atatürk’ün ‘hoş geldin’ konuşmasıyla akşam sofrası başlar.

Bu sofrada kimler yoktur ki. ‘Mutat zevat’ (alışılmış kişiler): Nuri Conker, Salih Bozok, Kılıç Ali; sofrada ve her yerde birliktedirler. Atatürk’ün hem yakın arkadaşları hem de koruyucularıdırlar. Diğer konuklar izin alarak ayrılsalar bile, sofradan ayrılamayan tek kişi Nuri Conker’dir. O daima yanında bulunur.

Ruşen Eşref Ünaydın, Yunus Nadi, Falih Rıfkı Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu; en sevdiği yazar, gazetecilerdir ve çok sık çağrılanlar arasındadırlar.

Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp; büyük Türkçü şair ve yazarlar, Yusuf Akçora araştırmacı, tarihçi, Dr. Reşit Galip… sofraya sıklıkla katılan isimlerindendir.

Atatürk’ün sofrasına habersiz gelinmez. Mutat zevat ile Başbakan İsmet İnönü, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak; çağrılı olmadan da habersiz gelebilme ayrıcalığı olan isimlerdir. 

Atatürk’ün düşünce ve kararlarının odak noktasıdır sofra. Sofrada bulunanlar için ise adeta ders alma, olgunlaşma kaynağıdır. Tatlı sohbetiyle de eşsiz bir lider olan Atatürk’ün yanında hep bilimsel, toplumsal konular konuşulur.

Atatürk; bir konu görüşülürken en iyi bilen kişiyi konuşturur, öğrenmeye önem verir. Kararlar bu görüşler doğrultusunda alınır. Tartışmayı sever ancak; görüş ve eleştirileri kırıcı değildir, boş söz etmez. Uzağı görme yetisiyle hep dikkat çekicidir.

Yemek masasının yanında bulunan kara tahta, tebeşir ve silgi; sofranın birer parçası gibidir. Tartışılan konu ile ilgili görüşlerini açıklayan; bakanlar, profesörler, milletvekilleri… gibi uzmanlar, gerektiğinde düşüncelerini tahta önünde çizerek, yazarak anlatırlar. Ayrıca; masada da bıçakların, bardakların yanında birer bloknot ve kalem bulunur. 

Atatürk’ün sofrası bir okuldur.

Devam edecek…

FAZİLET ÖZKAN POR
YAŞAMIN İÇİNDEN
mail_outline : fazilet.por@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

11.06.2022

Okunma Sayısı

242

Makaleyi Paylaş