Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close

Antalya’nın büyüsü ve Orhan Pamuk

Türk Edebiyatının, günümüz okurları açısından dünyada en çok tanınan ismi Orhan Pamuk’tur. Orhan Pamuk, yazdığı her eserle hem Türkiye’de hem dünyada adından en çok söz ettiren yazarlar arasında listenin ilk sıralarında yer almıştır. Orhan Pamuk, Türkiye’de kitapları en çok satan yazarların başındadır. Tüm bunların ötesinde Orhan Pamuk, kendisini hiç okumayan kişiler tarafından hakkında değerlendirme yapılan yazarların da piridir. Orhan Pamuk, özellikle son 25 yılda, elinden taş düşmeyenlerin ortak hedef tahtasıdır. Orhan Pamuk, sadece yazdıklarıyla değil, söyledikleri ve söylemedikleriyle de Türkiye’de eleştiri adıyla yapılan her saldırının ilk günah keçisidir.

Orhan Pamuk’un ilkleri o kadar çoktur ki, bu konu Edebiyat Fakültelerinde yüksek lisans tezi olarak seçilebilir. Bir uzmanlık işidir, didik didik edilmesi gereken binlerce yazı arasında kaybolmadan sonuç almak her yiğidin harcı değildir. Orhan Pamuk, benim yazarlarımdandır. Cevdet Bey ve Oğulları’ndan itibaren her kitabını okudum. Bir okur olarak onun yazdıkları arasında kayboldukça yeni yeni şeyler gördüm.

Orhan Pamuk, Nobel kazanan ilk yazarımız oldu. Yıl 2006 idi. İşte o günden sonradır ki, Orhan Pamuk karşıtları, Nobel’i bir kasaba festivali için düzenlenen yarışma, Nobel Komitesi’ni de kasabanın üç beş kitap okumuş şahsiyetlerinden oluşmuş jüri düzeyine indirmeye yeltendiler.

Orhan Pamuk’un Nobel’i kazanmasının üzerinden 15 yıl geçmiş. Oysa Orhan Pamuk ilk ödülünü tam 46 yıl önce, henüz 23 yaşındaki iken ve üstelik ilk kez okur önüne çıkardığı öyküsüyle Antalya’da kazanır. Orhan Pamuk’a ilk ödülü, Antalya verir. 12. Antalya Festivali’nde ilk kez “Hikaye Yarışması” düzenlenir. Yurdun dört bir yanından bu yarışmaya 170 hikaye gönderilir. Jüride Fakir Baykurt, Erdal Öz, Asım Bezirci, Adnan Binyazar ve Sadun Tanju vardır.

12. Antalya Festivali, 1-10 Eylül 1975 tarihinde yapılır. Henüz festivalin adında Altın Portakal yoktur. O yıl festival, adeta Yılmaz Güney’in gösterisine dönüşür. Altın Portakal kazanan ilk üç film de Yılmaz Güney imzasını taşımaktadır. Birinciliği Endişe, ikinciliği Arkadaş ve üçüncülüğü Zavallılar filmi kazanır. En iyi senaryo ödülü de Yılmaz Güney’e verilir.

12. Antalya Festivali birçok ilklere imza atılan festival olmuştur. Bunlardan biri de “Hikaye Yarışması”dır. Yarışmaya beklenenin çok üzerinde hikaye gelir. Jüri, birinciliği Dursun Akçam’a, ikinciliği Celal Özcan’a ve üçüncülüğü Orhan Pamuk’a verir. Orhan Pamuk, ilk ödülünü Antalya Festivali’nde almıştır. Bu ödül öyle sihirlidir ki, Orhan Pamuk her ne yazsa ona yeni ödüller getirmesini sağlayan büyülü bir yanı vardır. “Bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti” cümlesinin tedavüle çıkmasına ve ‘Yeni Hayat’ın dikkat çekmesine 19 yıl vardır. Oysa, Orhan Pamuk’un “Hançer” adlı öyküsü, “Bir gün bir hikaye yazdım ve hayatım değişti” dediği bir gerçekliktir.

Antalya Belediyesi yarışmaya katılan eserlerden on beşini “Türkiye’den Hikayeler” adıyla bastırır. Kitabın iç kapağında ise “Türkiye’den Yeni Hikayeler” başlığı yer alır. Aynı sayfada Dursun Akçam, Celal Özcan ve Orhan Pamuk isimleri vardır. Kitap için seçilen öyküler Abdullah Aşçı, Memet Türkkan, Ahmet Say, Mehmet Güler, Ümit Kaftanacıoğlu, Necati Güngör, Ahmet Uysal, Mustafa Bolel, Muzaffer İzgü, İsmail Asmagil, Nuri Erkal ve Duran Yılmaz’a aittir. Bu isimlerin büyük bölümü, iyi okura hiç yabancı değildir.

‘Türkiye’den Hikayeler’de yarışmanın üçüncüsü Orhan Pamuk şöyle tanıtılır:

1952’de İstanbul’da doğdu. Henüz yüksek öğrenimini tamamlamağa çalışmaktadır. Yarışmada derece alan “HANÇER” adlı hikayesi okur önüne çıkan ilk yapıtıdır. Günümüzün toplum ve yurt sorunlarına geçmişin ciddi bir hesaplaşmasıyla ışık tutmaya çalışan Orhan Pamuk, uzun soluk isteyen konuların yazarı olarak görünmektedir. Genç yazar yeni hikayeler ve bir de roman üzerinde çalışmaktadır.”

Orhan Pamuk’un Hançer hikayesi, “1594 yılının Mart ayında bir şafak vakti Manisa’nın merkez kazasına bağlı Turgutlu nahiyesi…” diye devam eder. Orhan Pamuk’un yazın dünyası, kahramanlarıyla tarih içindeki uzun yolculuklardan oluşur. Bir süre önce piyasaya çıkan, her eseri gibi çıktığı günden bu yana tartışılan ve satış rekorları kıran yeni romanı Veba Geceleri’nin temeli o günden atılmıştır.

Orhan Pamuk’un Hançer öyküsünden sonra yarışmaya gönderdiği ilk romanı 1979 tarihli “Karanlık ve Işık” adını taşır. Antalya’da 1975’te “…bir de roman üzerinde çalışmaktadır” cümlesiyle belirtilen bu roman Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda Mehmet Eroğlu’nun eseri ile birlikte birinciliğe layık görülür. Hep ilklerin yazarı olan Orhan Pamuk’un ilk romanı da ödülle değerlendirilmiştir. Ancak bu romanı Antalya’daki kadar şanslı değildir. Basılması için 1982 yılını beklemek zorunda kalacaktır. 1982 yılında Orhan Pamuk’un adını taşıyan bu ilk roman isim değiştirmiştir. O kitap, edebiyat tarihinde Cevdet Bey ve Oğulları adıyla yer almıştır.

Gördünüz işte. Her şehir bir yazar doğurur. Orhan Pamuk’un fidan olarak yeşerdiğini, onda yazar kumaşı olduğunu ilk gören kent, Antalya’dır. Kültür kentleri, sanatçıları doğurur, sanatçıları sahiplenir, sanatçıları bulur ve onları ödüllendirir. Orhan Pamuk ilk ödülünü Antalya’dan almıştır. Ama bu ödül son ödülü değildir. Orhan Pamuk’un Antalya ödülleri sonraki yıllarda da devam etmiştir.

Nazım Hikmet, Ceviz Ağacı’nda demiş ya:

“Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.

Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında.”

Öyle işte; Orhan Pamuk Antalya’dan, Antalya Orhan Pamuk’tan habersizdir. Bir gün Antalya’da bir büyük park açılır ve bu parkta “Yolu Antalya’dan Geçen Sanatçılar” temalı bir bölüm açılırsa, yer alacak isimler arasında Orhan Pamuk olmalıdır. Bir resim mi, afiş mi, büst mü, heykel mi olur, kim bilir?..

Bu ülkede sanat en az değer gören mirastır. Sanatçı da en az değer verilen kişidir. Keşke farklı olsa…

MAKALE Yorumları

AHMET TEK
ANKARA!DAN
mail_outline :
Dinle

Yayın Tarihi

18.05.2021

Okunma Sayısı

4094

Makaleyi Paylaş