Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ADİL GÜRKAN
DÜŞ-ünü-YORUM
mail_outline : adilgurkan@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

20.11.2020

Okunma Sayısı

1966

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Antalya – Kemer karayolu kapatılmalıdır

Büyük bir değişimi ve dönüşümü öneriyorum.

Antalya’nın elindeki en kıymetli turizm zenginliğini heba etmeyi bırakın. Dünyada eşi bulunmayan bu muhteşem yolu, Antalya turizmine değer katmak için parlatmaya başlayın.

Kentin beton denizinden çıkıldığı anda başlayan ormanın ve hemen aşağıda uzanan eşsiz maviliğin hakkını verin. Onu harap etmeyi bırakın.

Antalya'ya saygın bir turizm modeli daha kazandırın. Kente mutluluk ve zenginlik gelsin

O yolu, gezginlerin, sağlık turizminin, fotoğrafçıların, şairlerin, ressamların, tedavi edici bir yaşam coşkusunu hep birlikte tattıkları bir yeryüzü Cennetine dönüştürün.

Bu Cenneti, her gün binlerce aracın, ortalığı dumana boğarak insan taşıdığı basit bir yol olmaktan çıkarmanın zamanı geldi de geçiyor.

Çalışanlar, işi nedeniyle Antalya’ya gidip dönenler, turistler, o daracık otobüs, otomobil camlarından görünen manzarayı kanıksadılar.

Onlar için bir anlamı yok. Belki farkında bile değiller. Her gün sadece ve sadece o yoldan gelip geçiyorlar. Hepsi bu.

O zaman, sorun, insanları bir yerden bir yere taşımaksa, başka yollar açın. Antalya’nın Kuzeyinden yeni, geniş ve daha işlevsel bir yol yapın.

Ama artık bu muhteşem yola itibar kazandırın. Onu, hak ettiği eşsiz mertebeye yükseltin.

Nereden çıktı bu ‘çılgın’ öneri?

Türkiye’yi ve Dünyayı gezenler, sorum size..

Antalya’dan Kemer’e giderken, hemen solunuzda eşsiz bir mavilik, sağınızda gözbebeklerinize vals yaptıran muhteşem bir yeşil..

Var mı böyle bir ahenk?

Her bir dönemecin ardından patlayan bambaşka bir manzara?

Hele hele kış aylarında, fırtınanın yola kadar savurduğu dalgalar.

Ya Kemer’den dönerken her bir dönemecin ardından uzaklarda beliren sevecen Antalya silueti? Sanki kucağına davet eder gibi gülümseyen bu muhteşem kent?

Hem giderken, hem de dönüşte huzuru hücrelerine kadar hissetmeyen var mı?

Antalya- Kemer yolu bir Terapi Hattı olmalı

Hatta terapinin de ötesinde…

O yol bir sanat, kültür, yaşam, sosyalleşme rotası olmalı.

Dünyanın en temiz havası orada teneffüs edilmeli.

En sakin ve bir o kadar da keyifli bisiklet rotası, o yol olmalı.

O yolda yürüyenlerin ayakları, gözleri, burunları, ciğerleri bayram etmeli.

Ruhu sakatlanmışlar..

Hüzünlüler..

Yaşamdan darbe almışlar..

Enerjileri tükenmişler..

O rotaya gelip tazelenmeli..

Gücünü toplamalı.

Hayata bağlanmalı.

Konyaaltı- Kemer arasındaki asfaltı kaldırın

O yolda sadece toprak ve kum olsun. Yani yarısı kum, yarısı toprak olabilir.

Ama trafik bitmeli. Taşıtlara kapalı olmalı.

Sadece yürüyüş ve bisiklet..

Kum ya da toprakta yürüyüş her şeyin ötesinde bir masajdır.

Tedavidir…

O yolda yürüyenler canları istediğinde inip o güzel koylarda yüzebilmeliler.

Bu yürüyüşler zamanla Antalya’nın bir kaynaşma ritüeline dönüşür.

Markalaşır…

Dünyanın sayılı terapi etkinlikleri arasına girer.

Psikologlar, hekimler bu yürüyüşü tavsiye etmeye başlarlar.

Doğa ve yaşam dergileri, kanalları bu yürüyüşü haberlere taşırlar.

Hatta bir zaman gelir, yılın belirli bir günü belirlenir. Antalya Terapi Yürüyüşleri Haftası olarak seçilen bir zaman diliminde binlerce insan bu rotada kucaklaşır.

Orası bir Yaşam Vahası olur

Yılda bir kez Resim Haftası düzenlenir. Dünyanın sevilen, tanınan ressamları davet edilir.

Amatör ressamların da katılımı ile resim yapma seansları düzenlenir.

Her yıl yüzlerce amatör veya tanınmış ressam Antalya resimleri yaratır.

Elimizde dev bir resim arşivi olur. Bu resimler hem Dünyadaki tanıtım fuarlarında sergilenir… Hem de Antalya ile ilgili bir sitede online olarak sergilenir.

Fotoğrafçılar gelir..

Selfie meraklıları da…

O yol yılın her günü fotoğraf safaricilerinin en cazip rotalarından birisi olur

Şairlere de yer olur..

Yazarlara da..

En parlak önerimi en sona bıraktım

Meşhur Sıçan Adası..

Kıyıdan rahat rahat yüzme mesafesinde..

Bu adayı sonsuz yalnızlığından kurtaralım. Hayata katalım. O yolun heyecanına ve mutluluğuna o ada da ortak olsun.

Sıçan Adası artık Antalya gibi bir aşk ve heyecan kentinin parçası olduğunu anlasın.

Adanın yola bakan tarafına her yaz başında bir ahşap sahne kuralım.

Kolayca sökülüp monte edilebilen bir sahne..

Büyük ve işlevsel bir sahne olsun.

Sahile de yine ahşap oturma grupları, localar yapalım.

Bu ada ve sahil denklemine neler sığmaz ki..

Konserler…

Operalar…

Sahilde binlerce sanatsever..

Sahnede opera sanatçıları…

Karmen oynanıyor..

Moda defileleri…

Düşünün, Dünyanın sayılı moda sanatçıları, ünlü mankenler, tasarımcılar burada.

Mankenler deniz üstündeki sahnede…

Modacılar sahilde…

Lüks dürbünlerle defile izliyorlar..

Bütün Dünya nefesini tutar, bu etkinlikleri izler..

Bütün hepsi için bir tek karar yeter.

Yolu kapatmak.

Gerisi gelir.

MAKALE Yorumları