Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
CÜNEYT KOŞU
DENİZCİNİN KÖŞESİ
mail_outline : cukosu@yahoo.com
Dinle

Yayın Tarihi

30.01.2020

Okunma Sayısı

978

Makaleyi Paylaş

Antalya Deniz Ve Denizcilik Müzesi

Deniz kenarında herhangi bir Avrupa şehrine hatta kasabasına gitseniz mutlaka sizi bir Deniz Müzesi karşılar. Denizin ve denizciliğin o kentin tarihinde, ekonomisinde ve kültüründe çok önemli bir yeri vardır.

Antalya ülkemizin dünyada tanınan marka kenti olma yolunda çok önemli bir aşama kaydetmiştir. Antalya artık dünyanın en tercih edilen tatil beldeleri arasındadır. Yabancı misafirlerimizin Antalya’yı tercih etmelerinin şüphesiz birçok farklı sebebi var; iklimi, doğası, tarihi ve mutlaka(en önemlisi) temiz denizi. Antalya dünyanın çok önemli bir “deniz” kentidir. Şehrimizin deniz sınır birçok Akdeniz ülkesinin deniz sınırından daha uzundur.

Antalya son 3000-4000 yıl içerisinde çok önemli bir deniz ticaret noktası olduğu Sualtı Arkeolojik çalışmalarından anlaşılmaktadır. Dünyanın bilinen en eski ticari batığı “Uluburun Batığı” uzun çalışmalardan sonra çıkartılmış ve Bodrum Sualtı Müzesinde sergilenmektedir. Uluburun dan daha da eski ,yaklaşık 300 yıl önce battığı tahmin edilen yeni batığın çıkartılma çalışmaları Adrasan yakınlarında devam etmektedir. Kemer ilçemizde “Paris II” Kaleiçi açıklarında “ St.Didier” ve daha nice tarihi özellik ve derinlikleri olan batıklardır.

Antalya Deniz ve Denizcilik Müzesi biz denizcilerin uzun yıllardır istemesine rağmen bir türlü başaramadığı projelerin başında gelmektedir.2005 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan Kent Belleği çalışmalarında “Deniz Çalışma” grubunun kurulmasına öncü olarak güzel çalışmalara vesile olunmuştur. Bu çalışmalara şüphesiz Hüseyin Çimrin’in çok önemli katkıları olmuş ve 2008 yılında eski ABB binasının çevresi Denizcilik fotoğrafları ile donatılarak ilk  Sergisi gerçekleştirilmiştir.  O dönem yapılan çalışmalarda çok önemli belge, fotoğraf ve dokümanın yanı sıra şimdi ebediyete intikal etmiş olan büyüklerimizle canlı tarih söyleşileri yapılmış ve video arşivi oluşturulmuştu. Üsülü Kaptan (Hüseyin Özer), Atilla Konuk, Ahmet Ünsal, Ata Küner ve daha niceleri. Işıkları bol olsun.

Daha sonra Akdeniz Üniversitesi bünyesinde açılan “Akdeniz Medeniyetleri Enstitüsü” çok önemli bilimsel çalışmalar ile birlikte yurtiçi ve yurtdışında sergiler açılmasını sağlanmıştır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığım durum ışığında Antalya’nın adına yakışacak bir konumda “Deniz ve Denizcilik Müzesini” fazlasıyla hak ediyor.15 yıllık talep ve çalışmalarımıza rağmen uygun bir yer bulunamadı. Deniz Müzesinin açılması, oluşturulması aşamasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız malzeme, doküman ve düzenleme gibi hususlarda önemli katkılar sağlıyor ve destekliyor.

Antalya Deniz ve Denizcilik Müzesi cam arkası objelerin yanı sıra ağırlıkla günümüz teknolojik imkânlarının da kullanılarak tarihi olayların özellikle çocukları ve gençlerin daha çok zevk alıp ilgi gösterecekleri dünya da örneği her geçen gün artan müzeler örnek alınarak düzenlenmesinin şehrimize yakışan olacağı  kanaatindeyim. Ayrıca çocuk ve gençlerimizin bir dümen dolabını çevirerek, makine telgrafına dokunarak, merak ettiği bir gemici bağını öğrenerek veya serene sancak toka ve arya edebileceği imkanların bu müzede sağlanmasının gerektiğine inanıyorum.

Özetle ülkemizin gözbebeği güzel deniz kenti Antalya ailelerin çocukları ile birlikte hoşça birkaç saat geçirmekten zevk olacağı bir Deniz ve Denizcilik Müzesin fazlasıyla hak ediyor. Denizi tanıtıp, sevdiremezsek başta çocuklarımız ve halkımızdan korumasını  nasıl bekleriz?

Rüzgarınız kolayına, pruvanız neta olsun.

           

MAKALE Yorumları