Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

13.09.2019

Okunma Sayısı

3530

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Akılla Yönetmek...

Aklın kabul edemeyeceği eylemler içinde olan yetkili ve sorumluları, aklın egemen olduğu bir uygulama sisteminde yer almalarına davet etmek, aydın cumhuriyetçi akademisyen olarak görevimdir.
*
Çanakkale'nin Rövanşı...
Sakın unutmayınız; yapılmak istenen adaletsizliğin son kertine gelen ülkemi daha da istikrarsızlaştırmayı körükleyip iç savaşı başlatmaktır amaçları!.. Emperyalizm ve onun yerli piyonları bunu başarırlarsa, 1919-1922 Yılları arasında Anadolu'da, Türk Milletinden yedikleri şamarın rövanşını almış olurlar... 
Çanakkale'de; 1918 denizde,  Arıburun, Anafartalar, Conkbayırı Savaşlarında verdikleri canların, Boğaz'da batan Kraliyet onurunu öcünü almış olurlar!.. 
Bugün Türk Milletine, Türkiye'ye karşı yürütülen terörün amacı Çanakkale'nin İstiklal Savaşının rövanşını almaktır...
*
Sorumluluk...
An itibarıyla devletin idaresinden sorumlu olan, eğreti de olsa, şekli bir hükümet var... 
Savaşmaya hazır fakat "vur" yetkisi elinden alınmış, komuta emirleri amirlerine verilmeyen bir ordu vardı bir süre önce; Hendek savaşlarını, Habur mahkemelerini yaratan ehliyetsizler...
Nihayet kafalarına dank dedi de yeniden emir-komuta değişti!
Bu son terör olayları, "Suriye’nin kuzeyinde Kanton oluşturma" eylemleri, güya sorumlu sorumsuzların kuma gömülen kafalarını ortaya çıkarmasını sağlamış!..
Hala halkı kuru nutuklarla aldatmaya devam ediyorlar!
*
Herkes bilmelidir ki HDP ya da BDP terör örgütü PKK'nın siyasal temsilcisidir; onlar için konum fark etmez,  terörü kınamaz, kınayamaz, kınarsa kendini inkar etmiş demektir; varlığı teröre bağlı, terörden güç alıyor... 
Mevcutlar, 2002de iktidarı devraldıklarında terör sıfırlanmıştı... 
Onu dirilten bu siyasi irade oldu. 
Dirilttiğin düşmanla mı savaşmak!...
Bu iktidar 17 seneden beri terörle ve onun siyasi aktörleriyle kol kola dolaşıyor, sarmaş-dolaş olmuş... 
Şimdilerde çıkıp "savaş" diyor? 
Neden!..
8.Haziran günü adam kandıran parti ve onun lafazanları çoğunluğu kaybetmemiş olsalardı sonuç böyle mi olurdu? 
Birileri diyorlar ya; "400 vekil olsaydı böyle olmazdı!..." 
Bunun anlamı nedir?
*
Hükümetin Görevi...
Terör örgütü ve onun siyasi temsilcisi partilerle, yan kuruluşlarıyla mücadele etmek, TBMM, iktidarların görevidir. Bu görev yapılmadığı, terör ve yandaşları müsamaha gördüğü için terör yeniden dirilmiş, ekonomik ve militan yönünden güçlenmiş, silah stoklarını yapmış, yaygın bir isyan için hazırlanmıştır. Bunları, "çözüm sürecini" yürüten zat söylüyor! İtirafname dinliyorsunuz...
Bugünkü manzara budur. 
Güneydoğuda "Kantonlar" oluşturma aşamasına gelen PKK, "çözüm" sürecinde armut toplamamış! İktidar derin uyumuş!... 
Dolayısıyla Sorumlu ekibin yönetimindeki bu iktidar ülkeyi bu felakete getirmiştir. Felaketten kurtulmanın demokratik yöntemle bellidir ancak...
*
Halkın Görevi... 
Sivil refleksin bir dereceye kadar anlaşılır, fakat sokağa dökülüp terör yaratmak değildir görevi... 
Sivil halkın ana görevi; sorumluluklarını unutup devleti soymakla meşgul olan hırsızları sorgulamak!..
Görevini yapmayan, yasaları uygulamayan, terör örgütüyle pazarlık yapanları sorgulamak... 
Terörist temsilcilerini meclise sokup devlete tehditler savurmaya sebep olanları ve terörün bu hale gelmesine göz yumanlardan hesap sormak... 
"Çözüm süreci" deyip ülkeyi çözdüren, mücadele değil müzakere masalarında çay kahve içen sorumlu sorumsuzları sorgulamak... 
Bunlar unutulmamalı..
Ve  en önemlisi seçim günü bu sahtekarları, yalancıları, hırsız, gayrı milli düşünceli, riyakarları, düzenbazları sandığa gömmektir...
*
Halkın Tepkisi...
Sivil toplumumuz görevlerini yapamayan yetkililerden demokratik desteğini çekilmelidir. 
Sağı solu yakmanın, yıkmanın, hakaret kusmanın, hiçbir faydası olmayacağı gibi terörün ekmeğine de yağ sürecektir. Terörün ve Batı emperyalizminin amacı ve beklentisi de budur. 
Sokağın egemen güç olmasıdır; iç çatışmanın başlatılması, devletin sıfırlanmasıdır. 
Her vatandaş mutlak sorumluluk duymalıdır; yapılan her konuşma, gösterilen her hedef, yapılan her tahrike kapılıp terörle yanıt vermemelidir... 
Teröre, terör yaratarak yanıt verilmez, önlem alınmaz...
*
Toplumsal olaylar için sivil halkın verdiği demokratik tepki nedeniyle insanlar haklı durumdan haksız, dahası suçlu durumuna düşülme tehlikesi vardır. Halk tepki verirken, terör kadar, terörün bu hale gelmesini sağlayan siyasi iktidara ve onun rehberine karşı demokratik tepki verilmelidir. 
*
Pozitif Empati...
HDP ya da BDP terörün yanında ve arkasında olmaya devam ettiği sürece  Türk Milleti ile kan uyuşmazlığı devam edecektir.. 
PKK'ya, teröre destek veren, sempati besleyen her vatandaş kesin karar vermelidir; ya Türkiye Cumhuriyetin Devletinden yana olacak ya da olmayacak... 
Devlete karşı ve terörden yana olan her kim olursa olsun, bu kesimle, her türlü ilişki kesilmelidir, demokratik hak bağlamında toplumdan izole edilmelidir... 
Örgütsel olarak siyasi suç işleyenler yasaların kapsamına sokulmalı ve gereken yapılmalıdır. 
Bireysel olarak Devletten yana olan Kürt kökenli ama sahte Türk’ten daha vatansever ve milliyetçi vatandaşların da mutlaka PKK terörüne karşı tepki vermeleri şarttır. 
Karşıdan seyretmek yanlıştır, bu ülkenin ortağı iseler, ses vermelidirler. 
Birileri pişirsin "Haso" da gelip yesin... 
Yok öyle yağma şey... 
*
Peki, Ne Yapılmalı?
Bu olup bitenleri ve sonuçlarını doğru görüp,  Ülkemi bu hale getiren, Türk halkını 36 parçaya ayıranlardan hesap sorulmalıdır... 
Hem de sandıkta sormalıyız...
Ülkeyi 30 yıldan beri bölemeyen PKK, halkı iç savaşa sürükleyen malum partiden, onun doyumsuz kin ve nefret yüklü rehberinden OY ile hesap sorulmalı!... 
Vatanı bölme aşamasına getirenlerden yasal platformları kurarak hesap sorulmalı!... 
Bütün bu melanetleri başaranlar işte bu sorumlu sorumsuzlardır; oturup k... kına yaksınlar!..
Türk Milleti uyanışta, hesap soracaktır!.. İnanıyorum ...
*
Devleti bu durumdan kurtarmanın tek yolu var; kin, nefret, ayırımcı, mezhepçi, çıkarcı, yalancı sıfatlarıyla mücehhez birilerin devletin idaresinden mutlaka uzaklaşması şarttır. 
Türkiye'nin en büyük sorunu budur. 
Bunun ilk fırsatı ilk seçimde vardır, buna  sebep olduğu bilinenleri ülkenin idaresinden uzaklaştırmak için, bu tabloyu olumluya çevirmek için halk sağ duyulu davranarak çıkışı mutlaka bulmalıdır... 
Bu ülkeyi seven ve birlikte refah içinde yaşamak isteyen herkes devletten yana olmalıdır, tavır almalıdır; örgütten, hırsızdan, yalancıdan yana değil... 
Sorumluları ilk seçimde sandığa gömmelidir... 
Başka çare yoktur...

MAKALE Yorumları