Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close

12 Eylül’ü Anlamak, Diktatöre Hayran Olmak veya Karşı Olmak…

1980, öğrencilik yıllarım, yaşananlar ve gözlemlerim

Darbe sonrası dönemlerde CIA yapımı etnikçi ve mezhepçi Türk İslam Sentezciliğini ve şekilci batıcılığı "Atatürkçülük" olarak tanımlayan Kenan Evren’in işyerlerine resimleri asılmış ve birçok kamu kurumuna onun adı verilmişti! “

“Atatürkçü” ve ABD’nin en sadık adamı Kenan Evren “bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Atatürk’ün en önem verdiği ve özellikle özgür olabilmesi için özerk olmasına çok önem verdiği TDK ve TTK özerk yapısını yok ederek siyasi iktidara bağımlı hale getirir.

Geliri bu iki kuruma aktarılan İşbank hisselerinin hazineye aktarılması için talimat verir. Ancak sonraki on yılda başlatılan hukuki süreç ile İşbank hisseleri tekrar Atanın vasiyetine uygun hale getirilir.

12 Eylül 1980 Darbesinin Ekonomi Politik Nedenleri

Başbakan Turgut Özal ve ABD’li danışmanlarla birlikte hazırlanmış 24 Ocak 1980 kararları ile küreselci neo liberalizm ekonomi politikasının uygulanabilmesi adına devletin sosyal niteliğinin budanması, çalışanların sendikasızlaştırılması, özlük haklarının gasp edilerek, kölelik sistemi taşeronlaşmaya zemin hazırlaması gibi bir dizi kararları uygulamaya yönelik anti demokratik yasaların yürürlüğe girmesini sağlamak, 12 Eylül darbesi nedenlerinden biridir.

         24 Ocak kararlarının uygulanabilmesi içinde sendikalar, dermekler, birlikler, meslek odaları ve partilerde örgütlenmiş demokratik kitlelere siyasi operasyonların yapılması kaçınılmazdı. 1961 Anayasasının getirdiği özgürlük ortamında gelişmiş tam bağımsızlıkçı, demokrat ve çoğunlukla muhalif tabanın etkisizleştirilmesi gerekiyordu.

12 Eylül 1980 Darbesinin Siyasal Nedenleri

Soğuk savaş dönemi SSCB’ye karşı kalkan vazifesi görmesi planlanan Pakistan, İran ve Türkiye’de "antikomünist gençlik yetiştirmek" adına siyasal İslamcı zeminin güçlendirilerek “yeşil kuşak projesinin” hayata geçirilmesi ve laik TC’nin tasfiye edilerek federatif yapının kurulmasıdır. (Bkz: Cengiz Özakıncı “12 Eylülün derin misyonu, federasyon”)

Bugünlerde devlete çöken çoğu kripto orta çağcı yapılanmaların temeli o günlerde atılır.

 

12 Eylül ve Toplum Psikolojisi

Bu millet 12 Eylül 1980 darbeci yönetimin meşrulaştırılması adına yapılan referandumda %92 oranda “evet” demişti!

İnsanlarımız bir dönem %92 ile “evet” dediği bir diktatörü nasıl olmuşta sonraki yıllarda mahkum etmiş ve sırtını dönmüştü?

Bu çelişkili görünen durumun nedenlerinden birisi 12 Eylül 1980 öncesi darbe şartlarının oluşturulmasına yönelik kışkırtılan ve onların tabiri ile “iti ite kırdırma politikası” ile bölünen gençliğin çatıştırılması ile 4 yılda çoğunluğu üniversite öğrencisi beş bin kişi can verir.

 Tüm ülkede huzursuzluk had safhadadır.  Birçok üniversite çatışmalardan dolayı sık sık kapanmaktadır. Devam ettiğim üniversitem ODTÜ’de tam dokuz ay boyunca ders yapma koşulları ortadan planlı olarak kaldırıldığından derslere girilememiş ve okulun tamamen kapatılacağı, öğrencilerin dağıtılacağı haberleri yandaş gazetelerde kasıtlı olarak servis edilirken öğrencilerin bunalıma girmesi amaçlanmıştır.

Ve bir sabaha karşı yapılan darbe sonunda “akan kanın durması, huzurun gelmesi” diye özetlenen planlı bir şekilde canından bezdirilen insanların rahatlatılması nedeniyle darbecilere duyulan güven ve sempatiden bahsedebiliriz.

Aslında darbe öncesi, sırası ve sonrası her şey planlandığı gibi gitmiş ve CIA Ortadoğu şefi Paul Henze “bizim çocuklar işi başardılar” sözleri ile tarihe geçiyordu.

 

Denetim Odaklı Korku Kültürü (DOKK) Etkisi Nedir?

Diktatörlere duyulan sempatinin bir nedeni de denetim odaklı korku kültüründe yetişmiş olmaktır.

12 Eylül 1980 darbe sonrası yapılan 1982 referandumunda %92 evet diyenlerin çoğunluğunun DOKK de yetiştiğini düşünebiliriz.

Bu vatan haini anarşistleri sallandıracaksın bak nasıl düzelir ortalık! gibi asıp kesen kırıp dökenlerin yetiştiği ortam, korku ve öfke ortamıdır.

DOK Kültüründe korkutan, öfkelenen, baskılayan ceza veren otoriter kültürün yüceltildiği toplumlarda güçsüzden nefret edilir, şiddet uygulanırken, otoriter olana hayran olunur ve ona biat edilir.

Korku kültürünün yüceltildiği evlilik, iş ve sosyal ortam, okul gibi alanlarda şiddet vazgeçilmez bir ilişki düzenleyici ve disiplin sağlayıcıdır.  

Lise dönemlerinde eli sopalı öğretmenler ve bizler güdülecek koyun! Bu tablo tam bir DOKK ortamını resmeder.

Şiddet derken kast edilen fiziki şiddet, psikolojik şiddet ve ekonomik şiddet akla gelir.

DOKK de insanların aklı, vicdanı, sınır ve sorumluluk bilinci gelişemez.

Bu yapıda yüceltilen değere göre “akıllı olan” uyum sağlayanlar için övgü yapılır, ödül verilir ve “örnek vatandaş” olarak tanıtılır.

Otoriteye karşı çıkanlara en ağır cezalar verilir korkutulur sindirilir. Ceza, ödül, övgü ile insanlar denetlenir yönetilir.

Dış denetimli yapıda yetişmiş insanlar denetim boşluklarında her fırsatta yasak, günah, ayıp, tehlikeli ve zararlı şeylere yönelmekten kendini alamaz!

Çünkü özgürlük gerektiren vicdan, akıl, sorumluluk bilinci ve irade ortam özgür olamadığından gelişmemiştir.  

Bu ortamlar her zaman ayak oyunlarının, yalanın, yalakalığın, yaranmanın bozulmanın çürümenin ortamıdır.

Çünkü DOKK ortamında baskılanmış vicdanlar, özgürleşemeyen akıllar ve gelişmemiş sınır ve sorunluluk bilinçleri onları dış denetimli hale getirir; otoritenin olmadığı yerde yasaklar delinir, günahlar işlenir, tehlikeli ve zararlı işler yapılır. İpini koparmışlar gibi davranışlar sergilenir.

İnsani yön törpülenir, hayvani yön ise boşluk buldukça harekete geçer.

12 Eylül 1982 Referandumunda %8’lik “Hayır” Diyen ve Gelişim Odaklı Değerler Kültüründe (GODK) Yetişenler.

Hayır oyu veren, yani %8’de yer alanlar; otorite karşıtları incelenirse çoğunlukla Gelişim Odaklı Değerler Kültüründe yetiştiğinden aklı, vicdanı, sınır ve sorumluluk bilinci yani iç denetimleri gelişmiştir.  

Onlar kendilerine yakışan neyse öyle davranırlar. Yanlış yaptıkları zaman gelişmiş vicdanları onları rahat bırakmaz.

Gelişim odaklı değerler kültüründe yetişenler tutarlı olmayı, kendileriyle yüzleşmeyi, öz eleştiriyi dayanışmayı liyakati, çalışmayı ve topluma ve çevreye duyarlı olmayı önemserler ve gücünü sevgiden alırlar.

Onlar geçmişte esen rüzgarlara göre davranmadılar. Aldanmadılar, aldatmadılar.

Hiçbir zaman kurulan kumpasların parçası olmadılar.

GODK yetişenler dün “hayır” dediklerine bugünde “hayır” diyorlar.

Çünkü onların dünyasına egemen olan akılları, vicdanları ve sürekli gelişim içinde olan bilinçleridir.

Onların evlilik, mesleki, sosyal siyasi yaşamlarında başarılı oldular.

Hayatla olan dansları hep bir ahenk içinde oldu.

Hiç şüpheniz olmasın ki, fikri hür, vidanı hür, aklı ve bilimi rehber edinmiş insanlar yarınlarda da tutarlı olmaya devam edeceklerdir. 

MAKALE Yorumları

HAKKI GÜLEÇ
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE
mail_outline : hgulec58@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

04.10.2021

Okunma Sayısı

1212

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler